Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Hiçbir başarı cezasız kalmaz: NASA ödüllü öğretmenin sürgünü

NASA’dan ödüllü projeci öğretmen Yunus Karaca, Türkiye’yi terk etmek zorunda bırakıldı. Mülteci kampındayken İngiliz yatırımcılardan 100 milyon euroluk yatırım teklifi aldı.

CEVHERİ GÜVEN
BOLD/ÖZEL

Yard. Doç. Dr. Yunus Karaca, Özbekistan-Türkiye-Amerika gibi farklı ülkelerde öğretmen ve akademisyen olarak çalışmış bir isim. Öğrencileriyle birlikte ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nden (NASA) Sabri Ülker Vakfı’na kadar birçok kurumdan çok sayıda ödül kazanmış, projeci ve mucit biri.

Son olarak geliştirdiği “Kaynaştır” projesiyle çöplerin apartmanda kaynağında ayrıştırılması projesi, Türkiye’de pilot olarak uygulanmaya başlanmış ve Çevre Bakanlığı’nın yönetmeliklerine de girmiş.

15 TEMMUZ VE BEYİN GÖÇÜ

Karaca’nın başarılı kariyeri, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünün ardından beyin göçü hikâyesine dönüşmüş.

15 Temmuz sonrası Türkiye’de yarım kalan “Kaynaştır” projesine şu an İngiliz ve Alman yatırımcılar sahip çıkmış durumda.

Almanya’da oturum verilen ve projelerinin önü açılan Yunus Karaca, Türkiye’de ise Hizmet Hareketi ile bağı sebebiyle terörist olarak hakkında yakalama kararı çıkartılan bir isim.

Karaca’nın FEM Dershanesi’nde başlayıp NASA’ya uzanan, oradan Meriç Nehri’nde mülteci botunda devam eden hikâyesi, Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz sözünün özeti gibi…

Yunus Karaca ve öğrencileri madalya kürsülerinin vazgeçilmeziydi.

HER ŞEY FEM DERSHANESİ’NDE VERİLEN EĞİTİMLE BAŞLADI

“Gazi Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun olduktan sonra Hizmet Hareketi’nin yönlendirmesiyle Özbekistan’a gittim.” diyen Yunus Karaca için dönüm noktası yurt dışına gitmeden önce İstanbul’da FEM Dershanesi’nde aldığı “proje nasıl yapılır?” eğitimi olmuş.

“Özbekistan’a giderken hiç hesap yapmadan yola çıktım. Havalimanında bana burs verdiler. Ne olduğunu sordum. Hiç para düşünmeden yola çıkmıştım. Özbekistan’da iki çocuğum dünyaya geldi. Orada doktoramı yaptım. Ardından Türkiye’ye döndüm ve Fatih Ünivresitesi’ne başladım. 2 yıl İngilizce biyoloji derslerine girdim. Sonra Maltepe Coşkun Kız Koleji’ne geçtim ve projeci yönüme burada yoğunlaşmaya başladım. Kolejde başarılı projeler geliştirdik. Mesela çocuklarla güneş enerjili araba yaptık. ODTÜ bile bizden sonra yaptı. Binali Yıldırım gibi pek çok siyasetçi gelip arabayı inceledi. Projeler başarılı olunca Tübitak’la birlikte 70 devlet okuluna gönüllü proje eğitimi verdim. Sadece özel okullar bu işi bilmesin devlet okulları da bilsin diye üniversitelerden hocalarla birlikte eğitim verdik.”

Yunus Karaca’nın öğrencileriyle aldığı ödül hâlâ NASA’nın resmi sitesinde görülebiliyor.

NASA’DA ÖĞRENCİLERİM MÜHENDİS KATEGORİSİNDE BİRİNCİ OLDU

Yunus Karaca, ardından Amerika’dan üç yıllık iş teklifi alır ve Los Angeles’ta bir okulda derslere girmeye başlar:

“2008’de Amerika’ya gittim. Çalıştığım okulla birlikte NASA yarışmasına katıldık. Oradaki öğrencileri hazırladım ve birincilik aldık, fakat çok sansasyonel oldu. Çünkü mühendisler kategorisinde çıktı bizim öğrenciler. Finale çıktık. Çok hızlı roket fırlatma yarışmasıydı. 3 milisaniye ile mühendisleri geçti öğrencilerim. Bir hedef verilmişti okulumuzdaki NASA kulübümüzde bir cihaz yapıp o hedefi geçtik. Hâlâ NASA’nın resmi web sitesinde var.”

Yunus Karaca, İstanbul Coşkun Koleji’nde öğrencileriyle yaptıkları güneş enerjisiyle çalışan otomobili dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın görmeye geldiğini söyledi.

TÜRKİYE’YE DÖNÜŞ VE ÇEVRE ÇALIŞMALARI

Amerika’daki üç yılın ardından Yunus Karaca Türkiye’ye döner ve Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nden teklif alır. Üniversiteye bir teknopark kuran Karaca, aynı zamanda yaptığı buluşları Cumhuriyet Üniversitesi’nin çatısı altında kurduğu şirket üzerinden piyasaya sürmeye başlar.

Karaca, “Dumlupınar Üniversitesi’nde iken çöpleri apartmanda kaynağında ayrıştırma projesi yaptık. İsmini ‘Kaynaştır’ koydum. Ülkeye yılda 5 milyar dolar gelir getirecek bir işti. İlk etapta bir kamyon ve üç binaya pilot olarak projeyi uyguladık.” diyor.

Yunus Karaca’nın “Kaynaştır” isimli çöp ayrıştırma projesi Çevre Bakanlığı tarafından pilot proje olarak kabul edilmişti.

Karaca şöyle devam ediyor: “Sabri Ülker Vakfı’nın çevre yarışmasına projemle katıldım ve 250 proje arasından ‘Kaynaştır’ projem birinci oldu. Çırağan Sarayı’nda ödül aldım. 100 bin liraydı ödül. Aydınlık gazetesinden Habertürk’e herkes haberimi yaptı. Proje ödül alınca Çevre Bakanlığı davet etti. Bu projemi kanunlaştıracaklarını söylediler. Yönetmeliği de bana yazdırdılar. Kaynaştır projem Emlak Konut, TOKİ gibi pek çok projede yüzlerce konuta uygulandı.”

Yunus Karaca’nın “Kaynaştır” projesi Sabri Ülker Vakfı birincilik ödülü kazandı.

15 TEMMUZ’DAN SONRA KOMEDİ GİBİ OLANLARI İZLİYORDUM

Yunus Karaca, yönteminin ülkeye yayılması için Dumlupınar Üniversitesi’nde ilkokul öğretmenlerine eğitim vermeye başlar. Çocukların projeci yönlerinin öne çıkartılması içindir bu eğitimler.

“Dumlupınar Üniversitesi’nde açtığımız Teknoloji Merkezi patent aldırma üzerineydi. Sanayiden direkt patent alıp ülkeyi kalkındırmak istiyordum. Kütahya gibi kırsal bir şehrin üniversitesinden patentler çıkıyordu.

2016’ya kadar çalıştım. Sonra 15 Temmuz’da darbe teşebbüsü oldu. Teknoloji merkezinde sadece teori yoktu, pratik kısmı da gelişsin diye sanayiden bir usta işe almıştık. Önce o ustayı kovdular. Sonra süreç yarım kaldı. Rektör değişti, teknoloji merkezimizi kapattılar.”

“GELMEZSEN EŞİNİ GÖTÜRECEĞİZ”

Karaca 15 Temmuz’un akabinde nasıl cadı avına maruz kaldığını şöyle anlatıyor: “15 Temmuz’un ardından komedi gibi olanları izliyordum. 1 ay sonra Kanun Hükmünde Kararname ile beni de ihraç ettiler. Ben de bari projelerimi özel sektörde şirketimde geliştireyim diye çalışmaya başladım. Üç ay sonra polis evimi bastı. O sırada TEMA Vakfı’yla ‘Kaynaştır’ projesini Türkiye’ye yaymak için görüşmedeydim. Eşim aradı, polislere toplantıda olduğumu söyledim. ‘Gelmezsen hanımı götüreceğiz’ dediler. Ben de eve geldim. Polis evden projelerimin olduğu harddiski almış. Sonra beni gözaltına alıp götürdüler.”

Yunus Karaca’nın Coşkun Koleji’nde öğrencileri ile geliştirdikleri güneş enerjili otomobil.

“İNGİLİZ YATIRIMCININ SURATINA BAKAMIYORDUM”

Yunus Karaca, sulh ceza hâkimliği tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılır.

Karaca hâlâ Türkiye’yi terk etmemekte kararlıdır: “Gözaltındaki kötü muamele sebebiyle tansiyonum 24’e yükseldi. Hastanede umursamadılar bile. Hâkim karşısına çıkartıldığımda ismimi Google’a yazmasını, projelerimi, çalışmalarımı görmesini söyledim. NASA’dan ödül aldığımı anlattım. Hâkim beni bıraktı. 1 yıl tutuksuz yargılandım. Hâlâ pozitif olmaya üretmeye çalışıyordum. Yabancı yatırımlarla görüşüyor, şirketimde istihdam sağlıyordum.”

O günlerde İngiltere’den yatırımcıların kendisi ile görüşmek için Türkiye’ye geldiğini aktaran Karaca, “Yatırımcılarla Kaynaştır projesini görüşmeye başladık. 37 milyon euro yatırmak isteriler. Bu sırada evime posta geldi. Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi’nden. Hakkımda iddianame düzenlenmişti. 18 maddelik suçlama vardı. Dijitürk aboneliğimi iptal etmiştim. Müşteri hizmetleri ses kaydını almışlar, onu bile delil yapmışlar. Banka hesaplarım, Kimse Yok mu Derneği’ne gönderdiğim bağışlar, yardımlar vs.

O an düşündüm: Ben ne yapıyorum, bu devlet bana ne yapıyor? İngiliz yatırımcı karşımda oturuyor adamın yüzüne bakamıyorum. Adam yatırımdan bahsediyor, ülkeye para gelecek, ben o sırada özgürlüğümü düşünüyorum. Öyle uç duygular.”

 

Yunus Karaca, dönemin Çevre Bakanı İdris Güllüce ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’a Kaynaştır projesi hakkında brifing vermişti.

“KENDİ PROJEMİN İHALESİNE GİREMEZ HALE GELDİM”

Yunus Karaca gördüğü baskı sebebiyle kendi geliştirdiği projenin gözlerinin önünde koypalanmasına şahit olur.

Yapacak bir şeyi yoktur, çünkü baskı görmeye başlamıştır. Bu noktada artık Türkiye’de yaşayamayacağına karar verir:

“Bir noktadan sonra biz hiç iş yapamamaya başladık. Sistemimi kopyalayıp yüzlerce binaya taktılar. Birşey de diyemiyorum, tehdit altındayız. Kaynaştır ihaleleri giremez diye adımı çıkardılar. Kendi buluşumun ihalesine giremez oldum. Arayıp, ‘sen onlardanmışsın’ diyorlar.

İşçilerin maaşını ödeme güçlüğüne düşmeye başladım. Mecburen evimi sattım. Sonra 15 Mayıs 2018’de Meriç’ten ailece yurt dışına çıktık. Ertesi hafta mahkeme hakkımda yakalama kararı çıkarmış.”

YURT DIŞINA ÇIKIŞ

“Meriç’ten geçmeye karar verdiğimizde, çocuklara rafting yapacağımızı söyledim. Okula gitmediler o gün. Çocuklar merakla bekliyorlardı tabii. Meriç’ten geçtik, karşıda çok yoğun çalılık olan bir bölgeye çıktık. Çalılar o kadar sık ve yüksek ki adım atamıyoruz. Eşim, 7 ve 13 yaşında iki çocuğum yanımda.

Çalılıklardan ilerleyemeyince, montumu sırtıma giydim. Sırt çantamı da taktım. Kendimi sırt üstü çalılıkların üstüne atmaya başladım. Tabi 100 kiloyum. Düştüğüm yerde çalıları ezdim. Böyle kendimi ata ata çalılık bölgesini geçtik. Sonra 4,5 saat yürüyüp Yunan polisine teslim olduk. Yunanlar çok nazik davrandı. İki gün nezarette kaldık, polisler çocuklara bisküvi meyve suyu getirdi. Herkes gibi biz de bu nezaket karşısında şaşırdık. Büyük kızım gözaltında etkilendi. Dedim ki bak Meriç’te rafting yaptık bu da Survivor oldu.”

ALMANYA’YA GEÇİŞ VE YENİDEN MESLEĞE DÖNÜŞ

Yunanistan’da kısa bir süre kaldıktan sonra Almanya’ya geçen Yunus Karaca ve ailesi, şimdi yeni bir hayat kurmuş durumdalar.

En önemlisi ise Yunus Karaca tekrar mesleğini icra etmeye başlamış durumda. Üstelik eskisinden farklı olarak bu kez arkasında devlet desteğiyle:

“Şimdi Almanya’dayız çok mutluyuz. Oturumumuz çıktı. İltica mülakatında görevli beni 9 saat dinledi. Yaptığım projeleri, ödüllerimi anlattım. Bana ‘Bu Türkiye crazy’ dedi. Yetişmiş insanların kaçırılmasını anlamlandıramadı.

Kampta kaldığım sürede Almanya’daki arkadaşlar bazı görüşmeler ayarladılar çalışma alanlarımla ilgili. Alman uzmanlarla konuştuk, projelerimi anlattım. Sonra buraya Türkiye’deyken görüştüğüm İngiltere’deki yatırımcı da geldi. Bayilikler vereceklerini söyledi. Türkiye’de ulusal olarak yapmaya çalıştığımızı burada ululararası olarak yapmaya çalışacağız. İngilizlerle olmazsa Alman devletinin Teknoloji Transfer Ofisi’nden teklif var onlarla yapacağız. Yatırım değeri çok arttı burada. 100 milyon eurodan bahsediyor yatırımcılar.”

HALA BAZEN KABUSLARLA UYANIYORUM

Yunus Karaca, Almanya’da gördüğü destekten oldukça mutlu. Ancak Türkiye’de yaşadığı baskıyı hâlâ atlatabilmiş değil:

“Almanya’da demokrasiyi hissediyorum. Bazen kâbuslar görerek uyanıyorum. Yunanistan’a ayak bastığımda sırt üstü dikenlerin üstüne atlarken hiç umursamıyordum çünkü özgürlüğe kavuşmuştum, baskı psikolojisinden kurtulmuştum.

Annem hep dua ederdi. ‘Dünyada cenneti yaşayasınız, ahirette de biz bunu dünyada görmüştük diyesiniz’ diye. Sanırım annemin duası kabul oldu. Bize karşı Almanlar çok nazik davranıyor ve yeteneklerimizi değerlendirme yoluna gidiyorlar. Dil eğitimimizi veriyorlar. Maaş, yeme içme, çocuk parası veriyorlar. Türkiye’de çocuklarımı hep özel okula gönderdim. Buradaki devlet okulları özel okul gibi. Köy okulundan şehirdeki okula hepsi eşit.

Araba aldım. Burada 800 euroya araba alabiliyorsun. Millete faydalı olacağım diye yok ettiğim zamanlarımı şu an Allah bana ikram etti sanki. Hep koşturmuşum yeni yeni aile oluyoruz.”

NASA ÇALIŞANININ TUTUKLU OLMASI

NASA ödüllü birisi olarak Türkiye’de NASA çalışanı Serkan Gölge’nin iki yılı aşkın süredir tutuklu olması ise Yunus Karaca’yı en çok etkileyen konulardan:

“Serkan Gölge’nin tutukluluğu çok acı, buna esefle bakıyorum. Buna söz söylenmez. NASA’da görev almış insanlar pervasızca içeri atılıyorlar. Bebekleri bile içeri atıyorlar bitmeyen bir kin var.

Şu an Avrupa’ya gelen Türkiyeli mülteciler hep beyaz yakalı insanlar. Ben ümitliyim. Almanca hocamız ‘Benim böyle öğrencilerim olmadı daha önce’ dedi. Alman makamları bu pozitif güvenilir insanları görünce onlarla çalışmak istiyor.”

OHAL bitti, öğretmen fişlemeleri devam ediyor

BOLD ÖZEL

Ocak bütçesi, AKP’nin seçim için nasıl para saçtığını ortaya çıkardı

Berat Albayrak’ın müjde diye duyurduğu, ocak ayındaki 5,1 milyar liralık bütçe fazlasının, öne çekilen Merkez Bankası kârından kaynaklandığı ortaya çıktı. Ocak ayı bütçesi aynı zamanda, AKP’nin seçim için nasıl para saçtığını da deşifre etti.

BOLD – Merkezi yönetim bütçesi, ocakta 5,1 milyar TL fazla verdi, faiz dışı fazla ise 12,4 milyar lira oldu.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Her gerçekleşme, her gösterge bütçe disiplinindeki güçlü duruşumuzu ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı. Bütçenin 5,1 milyar lira fazla verdiğini müjdeledi!

MERKEZ BANKASI SAĞOLSUN!

Oysa AKP Hükümeti, seçim öncesi yapacağı harcamaları karşılayabilmek için, Merkez Bankası’nın nisan ayındaki genel kurulunu, ocak ayına çekti. Böylelikle, bankanın mayısta hazineye devredilecek, 37 milyar liralık yıllık kârı, ocak ayında merkezi yönetim bütçesine eklenmiş oldu.

Ekonomist Yalçın Karatepe de aynı konuya işaret ederek, “Ocak ayı bütçe rakamları açıklandı. Bütçe ilk ay fazla vermiş, mali disiplin uygulanmış! Oysa 97 milyarlık gelirin yüzde 42’si “diğer gelirler” kaleminden elde edildiği söylenmiş ama bunun ağırlıklı olarak Merkez Bankasından geldiğini söylememişler.” değerlendirmesini yaptı.

NORMALDE 35 MİLYAR AÇIK VERECEKTİ

Damat Berat Albayrak’ın müjdelediği bütçe fazlası aslında Merkez Bankası’nın kârından ibaret. Ekonomist Emin Çapa bu noktaya işaret ederek, “Hükümetin ekonomiyi akıl ve bilimle değil, lafla ‘yönlendirme’ çabası. Bütçe nasıl 5,1 milyar fazla verdi ocakta? Merkez Bankası’nın Hazine’ye yapacağı 37 milyar ödeme öne çekilip 18 ocaka alındı. Yani o ödeme olmasa, bütçe 35 milyar açık verecekti. Zaten ayrıntı belli.” ifadesini kullandı.

SEÇİM ÖNCESİ HAZİNE AKP’NİN HARCAMALARINA YETİŞEMİYOR

Merkezi yönetim bütçesinin ocak verilerine bakıldığında, seçim için yapılan yüksek miktardaki harcamalar dikkat çekiyor.

Ocak ayı bütçe gerçekleşmelerine bakıldığında, faiz dışı giderlerin, yüzde 6,7’den (2018) yüzde 67,5 gibi rekor seviyede yükseldiği görülüyor. Bütçe giderleri ise yüzde 6,8’den (ocak 2018)  yüzde 62,5’e fırlamış. Kısacası hükümet, “Merkez Bankası’nın kârı seçim harcamaları için öne çekildi.” iddiasını, bütçe giderlerinde tamamen doğrulamış.

Merkez Bankası niçin “acil Genel Kurul” kararı aldı?

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Süleyman Soylu’nun “Kandil’in vekilleri” sözüne HDP’nin cevabı: Kukla

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, HDP milletvekillerini alenen tehdit etmeye devam ediyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, HDP’li vekiller için kullandığı “Kandilin vekilleri” sözüne cevap HDP Merkez Yürütme Kurulu’ndan geldi.

Kurulun yaptığı açıklamada “Tarih bu kişiyi, onu destekleyen ve tetikçilik yapmasına ses çıkarmayanları, bu kişiyi kukla gibi kullananları da asla affetmeyecektir.” denildi.

BOLD- Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasında, Leyla Güven’e destek yürüyüşü üzerinden başlayan polemik sürüyor. Soylu’nun ‘yürütürsem adam değilim’ sözüne HDP yürüdük mesajı vermişti.

BETONA OTURDULAR MI?

Soylu son yaptığı açıklamada, “Neymiş Apo için HDP’li milletvekilleri yürüyecekmiş. Ne oldu? ‘Yürütürsek adam değiliz’ dedik. Betona oturdular mı? Sen bu milletin milletvekili değilsin, seni bu milletin milletvekili olarak kabul etmiyoruz. Sen Kandil’in milletvekilisin, PKK’nın vekilisin, PKK’nın uşağısın ve oyuncağısın.” dedi.

HER TÜRLÜ KARANLIK İŞİN YAPIMCISI

Soylu’nun sözlerine HDP Merkez Yürütme Kurulu yazılı bir açıklama ile cevap verdi.

Açıklamada, Soylu için “İçişleri Bakanı sıfatıyla sabahtan akşama provokasyon peşinde koşan, her türlü hukuksuz ve usulsüz organize ve karanlık işin yapımcısı ve sürdürücüsü.” denildi.

VEKİLLERİMİZİ KABUL ETMESİ BİZİ YARALAR

Açıklamada, “Seçilmişlerimiz, milletvekilliğini senin ya da senin gibilerin icazetiyle veya lütfetmesiyle kazanmadı. Karanlık ve hukuk dışı işlerin yürütücüsü olan bir kişinin bizim vekillerimizi kabul etmesi bizi sevindirmez, tam tersine yaralar ve onurumuzu zedeler.” ifadelerine yer verildi.

ELİNDEKİ BÜTÜN ARAÇLARLA PARTİMİZE SALDIRIYOR

Açıklamada şunlar dile getirildi: “Halkın ana sütü kadar helal olan oylarla kazanılan vekillikler, anayasa ve yasaların verdiği haklar çerçevesinde ve halkın mücadelesinin yarattığı meşruiyet zemininde sürdürülecektir. Hukuk tanımaz bir kişinin İçişleri Bakanı sıfatıyla, seçim döneminde elindeki kurumsal ve gayri nizami herkesi ve bütün araçları kullanarak partimize ve vekillerimize saldırması, evrensel demokratik hukuk ilkeleri, insan hak ve özgürlükleri açısından asla kabul edilemez bir durumdur.”

HDP’nin Leyla Güven yürüyüşü olaylı başladı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Yasin Ugan ve Özgür Kaya kaçırıldı, 2 gündür haber alınamıyor

Özgür Kaya (sağda) ve Yasin Ugan 13 Şubat'ta başlarına siyah poşet geçirilerek kaçırıldı.
Özgür Kaya ve Yasin Ugan otomatik tüfekli 40 sivil polisle Ankara’da yaşadıkları ev basılıp, başlarına çuval geçirilerek kaçırıldı. Polis, her iki aileye, “Bizde yok.” diyor.
Cevheri Güven | BOLD ÖZEL
Yasin Ugan (43) ve Özgür Kaya (41) Ankara’da güvenlik güçleri tarafından kaçırıldı. Edinilen bilgiye göre Ankara Altındağ Çamlık Mahallesi 1847’nci Sokak’ta Ugan ve Kaya’nın bulunduğu ev 13 Şubat 2019 günü saat 15:00 civarı sivil kıyafetli, otomatik tüfekli yaklaşık 40 kişi tarafından kuşatıldı.
Ellerinde otomatik tüfekler bulunan 40 sivilin çevrede oturan halka kendilerini “sivil polis” olarak tanıttıkları belirtiliyor.
BAŞLARINA SİYAH POŞET GEÇİRİLDİ
Kuşatmadan bir süre sonra evde bulunan Yasin Ugan ve Özgür Kaya’nın başlarına siyah poşetler geçirilmiş biçimde evden çıkartılarak beyaz bir minibüse bindirildiği ifade ediliyor.
Yaşananlara bütün komşular ve sokakta yaşayanlar şahit olurken, sivil polislerin gece 23:00’a kadar evin etrafında dolaştıkları ve ev sahibini sorguladıkları öğrenildi.

Özgür Kaya 13 Şubat’ta kaçırıldı.

ONLARCA ŞAHİT VAR EMNİYET BİLGİ VERMİYOR
Onlarca şahidin önünde gerçekleşen kaçırma vakası sonrası Ugan ve Kaya’nın ailelerinin Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yaptıkları başvurular sonuçsuz kaldı.
Emniyet ikilinin gözaltında alınıp alınmadığı, nerede bulundukları konusunda ailelere herhangi bir bilgi vermiyor.

Yasin Ugan 13 Şubat’ta kaçırıldı.

SİYAH TRANSPORTER’LA KAÇIRILMALARDAN FARKLI

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından Siyah Transporter’la Hizmet Hareketi’nden 21 kişi ve üst düzey bazı Suriyeli Kürtler kaçırılmış, Ankara’da Anadolu Bulvarı ile Marşandiz’in kesiştiği yerdeki MİT’in “çiftlik” diye tabir edilen Özel Operasyonlar Başkanlığı’nda aylarca ağır işkencelere tabi tutulmuşlardı.

“DHKPC’li olduğu” iddia edilen Ayten Öztürk isimli kadının da Çiftlik’te ağır işkencelere tabi tutulduğu önceki günlerde mahkeme tutanaklarına yansımıştı.

Ancak son kaçırma vakası diğerlerinden oldukça farklı. İki kişinin herkesin gözü önünde ve otomatik tüfekli 40 kişiyle kaçırılmasının daha önce örneği yok.

Sözkonusu kişiler kendilerini “sivil polis” olarak tanıtsa da tam olarak hangi kurum çalışanı oldukları bilinmiyor. Ancak kaçırılanların başına siyah poşet ya da torba geçirilmesi MİT tarafından kaçırılan mağdurların anlatımına uyuyor.

İlk siyah Transporter kurbanı Sunay Elmas’ın kaçırılışının 3’üncü yılı

Okumaya devam et

Öne çıkanlar