Bizimle iletişime geçiniz

Teknoloji

Dünya’nın manyetik alanı her yıl 55 kilometre kayıyor

Her yıl kutup bölgelerinde manyetik alan yaklaşık olarak 55 kilometre Sibirya'ya doğru kayıyor.

Her yıl kutup bölgelerinde manyetik alan yaklaşık olarak 55 kilometre Sibirya’ya doğru kayıyor.

ABD’de Ulusal Çevresel Bilgi Merkezleri tarafından yapılan açıklamada 1831 yılından bu yana manyetik kutup alanında belirli bir kaymanın olduğu ifade edildi.

Özellikle son dönemlerde Rusya’da bulunan Sibirya bölgesine doğru her yıl 55 kilometrelik bir kayma meydana geliyor. Her ne kadar bu oran pek önemsenmese de çeşitli cep telefonu ve navigasyon cihazlarında aksaklıklar yaşanabiliyor.

MANYETİK KAYMANIN SEBEBİ NE?

Dünyanın sıvı dış çekirdeği nikel ve demir karışımlarından oluşan bir yapıya sahip. Bu sıvı dış çekirdeğin akmaya başlamasıyla birlikte manyetik alan oluşuyor. Asıl tuhaf olan konu ise bu manyetik alanın Kuzey kutuplarında bir miktar değişikliğe sebep olması.

İngiliz Jeoloji Araştırmaları’nda yer alan jeofizikçi Ciaran Beggan bu durumun tarihsel açıdan bakıldığında pek de normal olmadığını ancak jeolojik olarak mümkün olabileceğini ifade etti.

Yapılan güncelleme ile birlikte manyetik alan kayması problemi de giderilmiş oldu.

Afrika çöllerinde buzul izleri bulundu

Okumaya devam et
Reklamlar

Teknoloji

Türkiye cepten “alo” diyeli 25 yıl oldu

Türkiye'deki ilk cep telefonu görüşmesi, 23 Şubat 1994'te Tansu Çiller'in Süleyman Demirel'i aramasıyla gerçekleşti.

Türkiye’de 1991’de araç telefonları aracılığıyla 1G teknolojisiyle tanışılırken, internet 1993’te, cep telefonuyla görüşme, veri aktarımı ve SMS gönderimine olanak sağlayan 2G ise 1994’te kullanılmaya başlandı.

Başbakanı Tansu Çiller’in 23 Şubat 1994’te Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i aramasıyla gerçekleşen ilk cep telefonu görüşmesinin üzerinden 25 yıl geçti.

Sesin yanında datanın da önem kazanmasıyla 2009 itibarıyla 3G’ye geçen Türkiye, 1 Nisan 2016’da 4,5G teknolojisiyle tanıştı.

Türkiye ile birlikte dünyanın bu dönemde kullanmaya başladığı “mobil internet erişim teknolojisi” olarak adlandırılan ve her yere kesintisiz iletişim sağlamak için geliştirilen 4G’de “hız” ön plana çıkarken, 4,5G ile hız ve kalitenin yanı sıra farklı hizmetler de önem kazandı.

Türkiye’de internet kullanımının başlangıç tarihi olarak kabul edilen 1993’ten bugüne genişbant internet kullanımı hızla arttı.

2008’de 6 milyon olan genişbant internet abone sayısı, geçen yılın üçüncü çeyreğinde yaklaşık 74 milyona, toplam mobil abone sayısı ise 65 milyon seviyelerinden 80 milyonun üstüne çıktı.

4,5G hizmetlerinin sağlıklı verilebilmesi için gerekli fiber yatırımlar yapılmaya devam edilirken, işletmecilerin toplam fiber uzunluğu 345 bin 275 kilometreye ulaştı.

Kurulu baz istasyonu sayısı 170 bini geçerken, yeni teknolojiyle mobil şebeke işletmecilerine tahsisli mevcut frekans miktarı 183 MHz’den 549 MHz’e çıktı.

4,5G’de hız, kullanılan cihazlara göre değişmekle birlikte veri indirmede 100-150 Mbps’den başlayıp 375 Mpbs seviyelerine kadar ulaştı.

Okumaya devam et

Teknoloji

Soyu tükendi sanılan dünyanın en büyük arısı canlı olarak bulundu

Dünyanın en büyük arısı olarak bilinen Wallace arısı, soyu tükendi olarak bilinirken canlı olarak bulundu.

Küresel ısınma, iklim değişikliği ve daha birçok farklı faktör nedeniyle dünyadaki biyolojik çeşitlilik zarar görüyor, azalıyor. Süregelen yıllar boyunca farklı canlı türleri bir daha görülmemek üzere gezegene veda etti.

Bu üzücü haberler, insanlığın geleceğinin de ne denli tehlike altında olduğunun habercisi olarak gösteriliyor. Şimdiye kadar oluşan tablonun karamsarlığına rağmen geçtiğimiz günlerde gelen bir haber hem bilim dünyası hem de insanlık için umut oldu.

Dünyanın en büyük arısı olarak bilinen, adını kendisini keşfeden bilim insanından alan Wallace arısı, yaklaşık 40 sene önce soyu tükenen canlılar listesine girdi. Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’ni gezerken arıların çeşitleri ile ilgili araştırma yapan bir bilim insanı, bu dev arı ile ilgili bilgilere rastladı.

Clay Bolt isimli araştırmacı, çalışmalarına bu arıyı vahşi doğada görüntülüyerek devam etmek istediğini söyledi ancak neslinin tükendiğini öğrendiğinde hayal kırıklığına uğradı. Bolt, bu mucize arının anavatanı olan Endonezya’dan bilgi toplamaya karar verdi ve bir ekip oluşturdu.

Bilim insanlarından oluşan bir ekip kuran Bolt, dev arı hakkında bilgi toplamak için yıllar süren planlamalar ve araştırmalar yaptı. Wallace arısının yaşadığı yer olarak tahmin edilen ormanlara girdiklerinde ise yerlilerden haber alabilmeyi umuyorlardı ancak hiç kimse arının akıbetini bilmiyordu.

Bolt ve ekibi tam da ümitlerini kaybetmek üzereyken gözlerine inanamadıkları bir şey oldu. Dev arı, karşılarında capcanlı şekilde duruyordu. Dünyanın en büyük arısı olarak bilinen bu canlıyı yeterince fotoğrafladıktan sonra güvenli bir şekilde doğaya bırakan ekip, çalışmalarını hemen literatüre geçirdi.

Bolt’un açıklamalarına göre, doğanın böylesine kötüye gittiği bir zamanda ve canlıların tek tek yok olmaya başladığı koşullar altında bu keşif tüm bilim dünyasına ümit verdi.

Bundan sonra acilen dev arıyı koruma çalışmalarına başlayacaklarını bildiren Bolt, “Belki de dışarıda bir yerlerde soyu tükendiği zannedilen birçok canlı türü vardır. Vazgeçmek çok kolay ama azim ve çalışmayla daha fazlasını yapabiliriz” dedi.

Okumaya devam et

Teknoloji

Karbon salınımı tehlikeli seviyeye yükseldi

Araştırmacılar, dünya üzerindeki karbon salınımının, 56 milyon yıl önce birçok türün yok olmasına neden olan değerlerin 10 katına çıktığını açıkladı.

İklim bilimciler, karbon salınımının dünya tarihindeki en tehlikeli boyutlara ulaştığını açıkladı.

Araştırmalara göre, atmosferdeki karbon değerleri 56 milyon yıl önce birçok türün yok olmasına sebep olan değerlerden bile 10 kat yüksek.

EKOLOJİYE ZARAR VERİYOR

İklim değişikliği ve küresel ısınmanın dünyaya ve ekolojiye verdiği zararlar anlatmakla bitmiyor. Araştırmacılar, insanların bu konuya çok daha fazla özen göstermesi için çarpıcı detayları göz önüne seriyor.

İklim bilimcilerin son araştırması sadece dikkat çekmekle kalmıyor, çok yakın bir gelecekte ne büyüklükte bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu gözler önüne seriyor.

Karbon salınımı ile ilgili araştırmalar yapan iklim bilimciler, elde ettikleri verileri analiz ettiklerinde büyük bir şok yaşadı.

Tam 56 milyon yıl önce dünya, yaşanan en yüksek karbon salınımına sahne olmuştu. Bu salınımın tam olarak neden kaynaklandığı bilinmiyor, ancak o tarihten sonra birçok türün yok olmaya başladığı ve ekolojik düzenin değiştiği belirtiliyon.

Bilim insanlarının ifadelerine göre, 56 milyon yıl önce kutuplar tamamen buzla kaplı olan yerler değil, tam aksine timsahların yaşadığı, palmiye ağaçlarının yeşerdiği bir coğrafyaydı.

Araştırmayı yapan kişilerin şok yaşamasına, hatta korku duymasına sebep olan konu ise tam burada başlıyor.

2159’DA BÜYÜK BİR FELAKET BEKLENİYOR

Elde edilen verilere göre günümüzde atmosfere salınan karbon, 56 milyon yıl öncesindeki değerlerden yaklaşık 9-10 kat daha fazla. Bu sonuç çok değil, sadece 4 nesil sonra insanlığı büyük bir tehlikenin beklediğinin ispatı olarak gösteriliyor.

İklim bilimciler, salınım bu hızla giderse 2159 senesinde dünyayı büyük bir felaketin beklediğini üstüne basarak belirtiyor. Daha önce birçok canlı türünün tükenmesine neden olan karbon salınımının dramatik artışının, gelecekte benzer bir senaryoya neden olabileceği belirtiliyor.

Elon Musk: Kripto paranın bir parça kâğıttan çok daha iyi olduğu kesin

Okumaya devam et

Öne çıkanlar