Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Bedelli askerlik kalıcı hale getiriliyor

Bedelli askerlik uygulamasını sürekli hale getirecek düzenleme tamamlandı. Yedek subaylık dışında, yedek astsubaylık da getiriliyor.

Sabah gazetesinden Zübeyde Yalçın’ın haberine göre, Milli Savunma Bakanlığı tarafından hazırlıkları devam eden yeni askerlik sisteminin ayrıntıları şu şekilde:

  • Bedelli askerlik sistemin parçası olacak ve sürekli uygulanacak. Belirlenen ücreti ödeyen herkes yararlanabilecek.
  • Bedelli uygulamasında yaş sınırı olmayacak. Askerlik yaşına gelen yani 20 yaşından sonra herkes bundan yararlanabilecek.
  • Kişi bir ay askerlik yapacak, sonra bedelliden faydalanmak istediğini belirten dilekçeyi verip terhis olacak.
  • Bedellinin ücreti konusunda her yıl düzenleme yapılacak.
  • Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) her dönem yedek subay ihtiyacını belirleyecek. İhtiyaçtan fazla üniversite mezunları için yedek astsubaylık tercihi getirilecek.
  • Meslek Yüksek okulları mezunlarının da yedek astsubay olabilmesi düşünülüyor.
  • 6 ay kısa dönem askerlik uygulaması devam edecek.
  • Zorunlu askerlik süresi 9 ya da 12 ay olacak.

Gündem

Devlet Bahçeli’den ikinci açıklama: Kimse bizi olayın azmettiricisi olarak gösteremez

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırı ve linç girişimiyle ilgili, “Hiç kimse olayların gizli faili ve azmettiricisi olarak partimizi gösteremez” dedi.

Saldırının ‘kabul edilemez nitelikte’ olduğunu kaydeden Bahçeli, “Saldırı bütün yönleriyle incelenmeli, gizli kapaklı hiçbir şey kalmamalıdır” diye konuştu.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün akşam saatlerinde düzenlenen Başkanlık Divanı toplantısı sonrasında yazılı açıklama yaptı.

31 seçimlerinden hemen sonra siyasi tansiyon günden güne artış gösterdiğini belirten Bahçeli, “Kışkırtılan ve kutuplaşmayla birlikte yaygınlık kazanan gerginlik süreci tehlikeli bir noktaya gelmiştir. Gelişmeler esef ve endişe verici boyutlara ulaşmıştır. İç barış ortamımız ve toplumsal huzurumuz açıktan hedef alınmıştır. Türkiye kontrollü şekilde tırmandırılan, sistematik biçimde genişletilen siyasi anlaşmazlıkların ve sertleşen görüş ayrılıklarının yörüngesine çekilmiştir.” dedi.

“TÜRKİYE BİR YOL AYRIMINA GİRDİ”

“İstanbul Büyükşehir Belediye Seçimleri üzerindeki sis perdesi, şirazesinden çıkan şaibe iddiaları, devamlı kamçılanan ihtilaflar, devamlı körüklenen husumet ve cepheleşmeler Türkiye’yi bir yol ayrımına kadar getirmiştir.” diyen Bahçeli’nin yaptığı yazılı açıklamanın devamı şu şekilde;

HDP ve PKK’yla siyasi emel ve hedef birlikteliği içine girerek tarihi istikametinden sapan, kuruluş ilkelerinden savrulan CHP’nin, doğrudan kargaşa ve kriz anlayışına saplanması, ülkemizin demokratik imajını karalama hevesi tevili olmayan bir akıl tutulması olarak karşımıza çıkmıştır.

Türkiye’nin suhulete, uhulete ve sükûnete ihtiyacı varken, milli birlik ve kardeşliğimizin kuvvetlenip temel meselelerin ortak akıl ile kavranması gerekiyorken CHP’nin sancılı ve sorumsuz politikalara meyletmesi bir güvenlik sorununa davetiye çıkarmıştır.

31 Mart öncesi yaptığımız uyarıların hemen hepsi ne hazin ve ibretlik bir vakıadır ki, yaşanmaya, birer birer ortaya çıkmaya başlamıştır. CHP’nin sırf daha fazla belediye kazanmak için PKK’ya umut bağlaması, HDP’yle aynı hizaya girmesi milletimizde beklendiği gibi büyük bir tepki ve itiraza neden olmuştur.

“CHP ÖZ ELEŞTİRİ YAPMALI”

Açıktır ki, kaleme alınan karanlık bir senaryo adım adım icra edilmektedir. Meydana gelen zincirleme olaylar CHP’nin öz eleştiri yapmasını zorunlu hale getirmiştir. İstanbul merkezli derinleşen tahrik kampanyasının, bardağı taşıran sandık yolsuzluklarının, izahı olmayan hak gasplarının, hukuka giydirilmek istenen deli gömleklerinin ülkemizin meflûç hale gelmesi için planlandığı bir vehim değil, bir vakadır.

Türkiye ekonomisine yönelik organize saldırıların, 31 Mart’ı kaosa havale etmek isteyen iç ve dış odakların, bunlara çanak tutan maksatlı ve marazi siyasetçilerin yanan ateşe benzin döktükleri, bunu da pervasızca yaptıkları geldiğimiz bu aşamada barizdir, belgelidir.

Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye üzerinde oynanan oyunları dikkatle takip etmektedir. Özellikle partimizi provokasyonlarına alet etmek isteyen ahlaksızlara karşı uyanık ve soğukkanlı vasfımızı da sonuna kadar koruyacağız. Bu kapsamda bugün akşam saat 18.00’de toplanan Milliyetçi Hareket Partisi Başkanlık Divanı’nda ülkemizi tesiri altına alan son gelişmeler teferruatıyla görüşülmüş, aşağıda maddeler halinde ifade edilen tespit, teşhis, teklif, uyarı ve kanaatlerimizin kamuoyuyla paylaşılmasına karar verilmiştir.

“KILIÇDAROĞLU’NUN MARUZ KALDIĞI MUAMELE KABUL EDİLEMEZ”

Kaynağı ne olursa olsun, nereden gelirse gelsin, hangi bahaneyle yapılırsa yapılsın şiddeti tasvip etmek, şiddete göz yummak akıl ve vicdan ölçülerini inkar etmektir. CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çubuk’un Akkuzulu Köyü’nde katıldığı şehit cenazesinden hemen sonra maiyetiyle birlikte karşı karşıya kaldığı saldırı ve kötü muameleler kabul edilemez niteliktedir.

Milli kültürümüzün, inançlarımızın ve geleneklerimizin tamamen hilafına vasat bulan dünkü manzaraları Milliyetçi Hareket Partisi reddetmektedir. Hiç kimse olayların gizli faili ve azmettiricisi olarak partimizi ve dava arkadaşlarımızı göstermeye kalkışmamalıdır.

Partimizi hedef alan iğrenç iftiraların, sosyal medya aracılığıyla yapılan hayasız saldırıların, ilkesiz medya karalamalarının, ilkel isnatların alçak bir komplo olduğu katidir, kesindir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset ve üslubu kavga ve karışıklığa değil, kardeşlik ve kucaklaşmaya hizmet etmektedir. Sağduyu, sabır, sakinlik ve akıl davamızın harcıdır.

“CHP OLACAKLARI HESABA KATMALIYDI”

Berat Kandili gecesi Türkiye-Irak sınırında 4 kahramanımız PKK’lı teröristlerin saldırılarıyla şehit olmuş, 6 kahramanımız da yaralanmıştır. 31 Mart seçimlerine kadar hiçbir eylemi görülmeyen katillerin, bugünkü nazik ve hassas dönemde hunhar saldırılarla tekrar gündem olmaları muhataralı bir tezgâhın tezahürüne işarettir.

Bir yanda YSK’nın İstanbul seçimleriyle ilgili olağanüstü itiraz sürecinin işlediği, diğer yanda 1 Mayıs gösterileriyle ilgili bugünden zorlama ve dayatmaların tedavülde olduğu bir zaman aralığında Çubuk hadisesi gerçekleşmiştir.

Mehmetçik katilleriyle örtülü ittifak yapanların, HDP’yle aynı kareye girenlerin, YPG’ye terör örgütü demekten aczi yet yaşayanların protesto edilmeleri neredeyse kaçınılmaz iken, adeta meydan okur gibi, hiçbir tedbir almadan, güvenlik güçlerini bilgilendirmeden, şehit ailesine bilgi vermeden şehit cenazesine katılmaları eğer gaflet değilse, kesinlikle bir gizli gündemin sonucudur.

Ne üzücüdür ki, şehidimiz Yener Kırıkcı’yı ne anan ne de hatırlayan olmuştur. Aziz vatan evlatlarına Berat Gecesi’nde saldıran hainler ikinci plana düşerken Sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırılar ön plana geçmiştir. Çubuk’un Akkuzulu Köyü’nün yüksek duyarlılığı, şehidimizin geride bıraktığı acı ve yası dikkate alınmamış, muhtemel provokasyonlar göz ardı edilmiştir.

Bize göre bunun izahı yoktur. CHP’nin, HDP ve PKK ittifakı sıcaklığını hala korurken yöre halkının infialini ve galeyana gelme ihtimalini hesaba katmamak hem ufuksuzluk hem de siyasi mağduriyet tesis etme hazırlığıdır.

OLAYLARDA “MANSUR YAVAŞ’IN PARMAĞI VAR” İMASI

Sayın Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırının failleri gözaltına alınmıştır. Her şey hukuk içinde yürütülmektedir. Kuşkusuz menfur saldırı bütün yönleriyle, bütün unsurlarıyla incelenmeli, adli ve idari soruşturma ve kovuşturma süreçleri derinleştirilerek temin ve takviye edilmelidir.

Gizli kapaklı hiçbir şey kalmamalıdır. Provokasyon varsa, oyun varsa, tuzak varsa, organize bir tertip ve tezgah kurulmuşsa mutlaka deşifre edilip sonuçlar milletimizle paylaşılmalıdır. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın olay mahallinden Genel Başkanı’nı bırakıp kaçması titizlikle araştırılmalı, olayların içinde parmağının olup olmadığı analiz edilmelidir.

“ÜSTÜ KAPALI DAVUTOĞLU’NA GÖNDERMEDE BULUNDU”

Siyasette farklı ittifak modellerinin konuşulup yeni hükümet sistemine siyasi sicilleri karanlık ve şaibeli isimlerden sosyal medya vasıtasıyla itirazların dillendirilmesi önümüzde ağır bir gündemin varlığına işarettir.

Puslu ortamları siyasi çıkarları için devşirmeye kalkışan müflis siyaset eskilerinin; hem Cumhur İttifakı’na hem de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne kurnaz akınları Türkiye’nin uçuruma çekilme amacının en bariz delilidir.

Türk milleti Cumhur İttifakı’na ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne, inanıyorum ki, adanmışlıkla, inanmışlıkla sahip çıkacaktır. Mazileri yıkım ve çözülme olanların yeniden başlarını kaldırmaları beyhude bir çırpınmadır.

Gazi Meclisimizin 99’uncu kuruluş yıldönümünü kutladığımız bugünlerde, İlk Meclis’in aziz anıları, muhterem emanetleri, Milli Mücadele’nin eşsiz hatıraları milli vicdanda mahfuz tutulup, milli birlik ve kardeşliğimizin daha da güçlenmesine katkı verecektir.

Beklentimiz budur, mücadelemiz buna yöneliktir. Bu vesileyle bütün çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı yürekten tebrik ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bize emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İlk Meclis’in tüm mebuslarını, kurucu kahramanları ve vatanımızın bekası için canlarını seve seve veren muhterem şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

“MHP KARANLIK OYUNUN İÇERİSİNDE YER ALMAYACAK”

Vatan ve millet uğruna evlatlarını şehit veren, bu yolda gazi olan, yıllarını bu mücadeleye adayan bütün kardeşlerimden, ailelerinden, arkadaşlarından ve vatandaşlarımdan metanetlerini korumalarını temenni ediyorum.

Türk milletinin, CHP ile PKK’nın kurduğu tuzağa düşmeyeceğine, birliğini ve beraberliğini bozmayacağına yürekten inanıyorum. Partimiz ve kadrolarımız, milletimiz üzerindeki oyunu okumuş, görmüş ve bozmak için bir kez daha harekete geçmiştir. Bilinmelidir ki, Milliyetçi Hareket Partisi karanlık şirret oyunun içinde asla yer almayacaktır.

Aziz milletimizi de bu oyuna düşmemesi konusunda uyarmaya sonuna kadar devam edecektir. Kirli oyundaki aktörlerin partimize yönelik saldırıları ve yükselen öfkeleri ters tepecek, nihai olarak sağduyu kazanacak, Türk milleti emin adımlarla 2023 Lider Ülke Türkiye hedefine ulaşacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi bu konuda yeminlidir, hiçbir tahrike prim vermeyecek, doğru bildiklerini haykırmaktan da vazgeçmeyecektir.

Bahçeli saldırıda Kılıçdaroğlu’nu suçladı: “Yumruk attıracak ne yaptın”

Okumaya devam et

Gündem

Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evi “Yakın” diye bağıran kadın gözaltına alındı

Ankara’nın Çubuk ilçesinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırı sonrası ortaya çıkan görüntülerde “O evi yakın” diye bağıran kadın gözaltına alındığı öğrenildi. Ayrıca görüntülerde Kılıçdaroğlu’nun aracını taşlayan diğer kadınında gözaltına alınan isimler arasında olduğu belirtildi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun aracını taşlayan kadın gözaltına alındı.

Hakkâri’nin Çukurca ilçesinde sınırında yürütülen operasyon sırasında, terör örgütü PKK mensupları ile çıkan çatışmada şehit olan askerlerden Piyade Sözleşmeli Er Yener Kırıkcı, dün Ankara’nın Çubuk ilçesine bağlı Akkuzulu Mahallesi’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından toprağa verildi.

Şehit Kırıkçı’nın cenazesinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir grubun tekmeli ve yumruklu saldırısına uğradı. Koruma ekibi ve güvenlik güçleri tarafından mahalledeki Rahim Doruk’un evine götürülen Kılıçdaroğlu, yaklaşık 1,5 saat sonra bu evden çıkarılıp, bindirildiği zırhlı araçla bölgeden götürüldü.

Kılıçdaroğlu, eve getirildiği sırada kalabalıktan bir kadının “Yakın o evi” diye bağırdığı duyulmuştu. Bugün düzenlenen operasyonda “Yakın o evi” diye bağıran ve Kılıçdaroğlu’nun arabasına taş atan iki kadın da gözaltına alındı.

 

Okumaya devam et

Dünya

Çin’de idam mahkumlarının organları kendi istekleri dışında “bağış”lanıyor mu?

Çin'de son 20-30 yıldır idam mahkumlarının organlarının, mahkumlar istese de istemese de infazlarının ardından alınarak organ bekleyen hastalara yüksek meblağlar karşılığında satıldığı belirtiliyor.

Çin’de son 20-30 yıllık süreçte hapishane sistemi ile organ nakli arasında gizli ve ürkütücü bir sır var.

Webtekno’da yer alan habere göre, 21. yüzyılda insanlık idam cezasından vazgeçme yolunda adımlar atsa da bazı ülkeler bu cezaların uygulanması konusunda oldukça kararlı. Bu ülkelerden olan Çin, idam mahkumlarını kullanabileceği bir başka yol da bulmuş durumda.

İdam cezasının hala uygulandığı ülkede, son 20-30 yıldır idam mahkumlarının organları, mahkumlar istese de istemese de infazlarının ardından alınarak organ bekleyen hastalara veriliyor. Bu idam mahkumlarının önemli kısmı ise düşünce suçlusu. Çin’de politik nedenlerle idam edilen pek çok insan bulunuyor.

Wang Guoqi, 1995 yılında Çin Ordusu bünyesinde doktorluk yapıyordu. Hebel eyaletindeki idam programı doktorun hayatını değiştirdi.

Guoqi, son nefesini veren mahkumların organlarını almakla yükümlüydü. O günleri anlatırken “Benim işim yüzden fazla idam edilmiş cesetten deriyi ve korneaları almayı gerektiriyordu. Bu kişilerin bazıları bilerek başarısız olmuş idamların mahkumlarıydı” ifadelerini kullanmıştı.

Son 20 yılda Çin’den kaçan pek çok kişi bu uygulama hakkında açıklamalar yaptı. Kilgour-Matas Raporu’na göre bir cerrah, bugüne kadar 2.000’den fazla idam mahkumundan kornea aldı.

Rapor için bilgi veren bir kadın, cerrah olan eski eşinin yaptığı işlemi anlattı. Kadının açıklamalarına göre mahkumları ölüm haline sokan bir iğne yapıldıktan sonra, bedenleri tamamen çökmeden önce mahkumların organları toplanıyordu. Kalp, böbrek, ciğerler gibi organlar alındıktan sonra deri de soyuluyordu ve geriye yalnızca et ve kemikler kalıyordu. Bu bedenler hastanenin kazan odasına atılıyordu.

Sistem hala gizemini koruyor ve uygulanıp uygulanmadığına dair pek çok tartışma dönüyor. Çin hükümeti sistemin 90’lar ve 2000’lerde kullanıldığını ancak 2015’ten itibaren bu sisteme son verildiğini söylüyor. Çin’in resmi açıklamasına göre artık yalnızca bağışçılardan alınan organların nakli gerçekleştiriliyor.

Yapılan araştırmalar ve incelemeler, bağışçılar ile organ nakli işlemleri arasında tutarsızlık olduğunu ortaya koyuyor.

Bir diğer araştırma da resmi sayıların manipüle edildiğini ortaya koyuyor. Çinliler, kültürel nedenlerden dolayı öldükten sonra organ bağışlamaya yanaşmıyor. Öyleyse bu organlar nereden geliyor?

Çin’de 2000’li yıllarda yapılan nakil ameliyatlarının sayısı oldukça yüksek.

Resmi rakamlara göre hastaneler 10 bin organ nakli yapıyor ancak hastane çalışanları ve ekipleri, sorulduğu zaman 60 bin ila 100 bin arasında organ nakli yaptıklarını belirtiyor.

Falun Gong takipçileri, kaynağı belirsiz organların geldiği yer olarak işaret ediliyor.

MÜSLÜMAN UYGUR TÜRKLERİ DE BU UYGULAMAYA KURBAN GİDİYOR

Çin’de ayrıca marjinalleştirilmiş toplulukların, örneğin Müslüman Uygur Türkleri ve Budist Tibetlilerin de bu uygulamaya kurban gittikleri belirtiliyor.

Falun Gong ise Çin Budizmi’nin ardından ülkedeki en büyük ikinci dini organizasyon ve yaklaşık 70 milyon kişinin bu kültü takip ettiği düşünülüyor.

Falun Gong barışçıl olmasına ve şiddet eylemlerinde bulunmamak bu inanışın en büyük totemlerinden biri olmasına rağmen Çin Komünist Partisi tarafından tehlikeli bir kült olarak görülüyor. Bu inanışın üyeleri genel gözetim altında tutuluyor, hapse atılıyor ve bazen de mahkemeye bile çıkmadan idam ediliyor.

Araştımacılardan biri, bu inancın takipçilerinin Çinliler tarafından bile kabul edilen bir yaşam kalitesi standartları olduğunu belirtiyor.

Falun Gong inananları beden temizliğine büyük önem veriyor. Meditasyon ve sağlıklı yaşamın büyük önemi olan bu kültün takipçileri sigara içmiyor, alkol almıyor ve sık sık egzersiz yapıyor. Bir nevi bu kişilerin bu kadar sağlıklı olması Çin hükümetinin işine geliyor.

Hapishanede sürekli olarak sağlık kontrollerinden geçirilen mahkumlara düzenli olarak kan testleri uygulanıyor.

Organ nakillerinin hızı da dikkati çekiyor. Çin’in dışında bir hastanın organ nakli için uzun süre beklemesi gerekebiliyor. Çin’de ise haftalar içinde uygun organa sahip birisi hayatını “kaybedebiliyor”.

Zaman zaman organların bulunması birkaç günde bile gerçekleşebiliyor. Bu da akla “talep üzerine organ sistemi” fikrini getiriyor.

Organlar en iyi koşullarda bile saklansa, insan vücudu dışında uzun süre işlevsel kalamıyor.

KALP İÇİN 160, AKCİĞER İÇİN 170 BİN DOLAR

Kilgour-Matas raporuna göre işin içinde ciddi bir para da dönüyor. 2006 yılında böbrek için 62 bin dolar, ciğer için 98-130 bin dolar, akciğer için 170 bin dolar, kalp için 160 bin dolar ve kornea için 30 bin dolar ödenen bir organ piyasası vardı.

Genellikle gri alanda bulunan ve resmi rakamları açıklanmayan organ nakli sağlık turizminin yabancılar tarafından da kullanıldığı biliniyor. Özellikle Japonya, Güney Kore, Tayvan gibi yakın komşularından sık sık organ nakli için Çin’e gidenler bulunuyor. Orta Doğu, Avrupa ve Kuzey Amerika’dan da Çin’e bu amaçla gidenler var.

Çin’in uygulaması pek çok etik tartışması barındırıyor ve hükümetin yaptığı açıklamalar da insanları pek tatmin etmiyor. Konuyla ilgili olarak yapılmak istenen araştırmalar da şu anda engelleniyor.

Okumaya devam et

Öne çıkanlar