Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

CHP’de parti içi muhalefet seçim sonrasına hazırlanıyor

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) adayların açıklanmasıyla gerilim iyice arttı. CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin tepkisini medya üzerinden yansıttı. Kulislerde parti içi muhalefetin seçim sonrası için hazırlık yaptığı konuşuluyor.

BOLD- İstanbul Büyükşehir belediye başkan adayı olmak istediğini açıklayan, ancak aday gösterilmeyen Tekin, CHP yönetiminin aday belirleme sürecindeki tutumunu sert sözlerle eleştirdi.

Tekin, CHP yönetiminin aday belirleme sürecinde liyakata önem vermediğini ve adil davranmadığını iddia ederek, “Hiçbir koltuk başarısızlık üzerine kurulamaz.” ifadesini kullandı.

MUHALİFLER HAREKETE GEÇECEK İDDİASI

CHP kulislerinde art arda gelen istifa ve tepkiler 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi’nden çıkacak sonuçlara göre partide önemli gelişmelerin olacağının işareti olarak yorumlandı.

Muharrem İnce, Akif Hamzaçebi, Gürsel Tekin, Erdal Aksünger ve Canan Kaftancıoğlu gibi isimlerin seçimlerden istenen neticenin alınamaması durumunda olağanüstü kongre çağrısı yapacakları ileri sürülüyor.

31 MART’TA SAHADA OLMA ÇAĞRISI TAKTİK

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti yönetimine kırgın ve tepkili olan isimlerin, yerel seçimler için sahada olma ve çalışma çağrıları yapmaları, çıkması muhtemel bir kötü neticede kendilerine fatura kesilmemesine yönelik bir hamle olarak yorumlanıyor.

CHP’li Gürsel Tekin yaptığı yazılı açıklamada, “Üzülerek söylüyorum, adayların objektif kriterlere göre belirlendiğini söylemek mümkün değil. Her seçim çevresinde adeta farklı bir kriter, farklı bir standart ortaya koyuldu. Birçok büyükşehirde, kamuoyu anketlerinde en çok destek bulan arkadaşlar aday gösterilmedi.” dedi.

“ŞAHSIMIN FİKİRLERİNE DANIŞILMADI”

4 yıldır üzerinde çalıştığı İstanbul’dan örnek veren Tekin, “Hayatını İstanbul’a vermiş, ben dâhil birçok arkadaşımızın ne yazık ki fikirlerine bile danışılmadı. Liyakat ilkesi bir kenara bırakıldı, şahsi yakınlık ve tutum öne çıkartıldı.” ifadelerini kullandı.

OLAĞANÜSTÜ KURULTAY İSTEYENLER LİSTE DIŞI

Tekin şunları dile getirdi: “Birçok ilde partimize ve vatandaşa başarıyla hizmet eden belediye başkanlarımız yalnızca olağanüstü kurultay talep ettikleri için yeniden aday gösterilmedi.”

Tekin, 31 Mart seçimi için bütün güçleri ile çalışacaklarını da sözlerine ekledi.

Tek parti döneminin yiyecek karnesi uygulaması geri döndü

BOLD ÖZEL

Kılıçdaroğlu’na saldırıyı organize eden manşet, yol veren bakan ve alandaki organize güçler

Kemal Kılıçdaroğlu’nun linç edilmesinde Süleyman Soylu yolu açtı, Güneş Gazetesi provokasyonu yaptı, köye dışarıdan AKP’nin sokak gücü getirildi.

BOLD-Güneş Gazetesi, Güneydoğu’dan gelen 4 şehitle ilgili “Mutlu musun Ekrem” manşetiyle çıktı.

Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’da yapacağı miting günü çıkan bu manşetle aynı gün Ankara’daki şehit cenazesinde CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu saldırıya uğradı.

Yerel seçim sürecinde Ekrem İmamoğlu, Güneş Gazetesi Yayın Yönetmeni Turgay Güler’le canlı yayına katılmış ve Turgay Güler’i canlı yayında adeta rezil etmişti.

Turgay Güler canlı yayındaki kötü performansı nedeniyle AKP’li gazeteciler tarafından da eleştiri konusu oldu. Hatta İmamoğlu’nun o yayın sonrası oyunu 2 puan artırdığı da konuşuldu.

Turgay Güler kendi mahallesinden bu eleştiriler sonrası bugün Ekrem İmamoğlu’nu açıkça hedef gösteren bir yayına imza attı.

Güler’in manşeti sonrası sosyal medyada Ekrem İmamoğlu’na Maltepe Mitingi’nde herhangi bir saldırı olması durumunda sorumlunun Güneş Gazetesi yöneticileri olduğu tepkileri dile getirildi. İstanbul’da İmamoğlu’na yönelik önlemler artırılırken, saldırı haberi Ankara’dan geldi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Hakkari’deki PKK saldırısında hayatını kaybeden Sözleşmeli Er Yener Kırıkçı’nın Ankara Çubuk’taki cenaze töreninde saldırıya uğradı.

Kılıçdaroğlu defalarca darp edildi. Sığındığı ev, “yakın” diyen kalabalık tarafından kuşatıldı. Güvenlik önlemlerinin yetersiz oluşu dikkat çekti. Saldırgan kalabalık uzun süre Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evden uzaklaştırılmadı. Aradan yaklaşık 1 saat geçtikten sonra zırhlı bir araçla Kılıçdaroğlu kurtarıldı.

SALDIRININ DİĞER MİMARI SÜLEYMAN SOYLU

CHP’lilere şehit cenazelerinde saldırının ilk işaret fişeği Süleyman Soylu’yla atılmıştı. Süleyman Soylu, 28 Haziran 2018’de bunun talimatını verdiğini bizzat açıklamıştı:

“Valilere müsteşarım üzerinden talimat gönderdim; ‘ CHP İl başkanlarını bundan sonra şehit cenazelerinde protokole kabul etmeyin’ diye. Bu kadar basit. Onların gideceği bir adres var. O adresi de göstereceğiz. PKK mensuplarının cenazeleri var. Biz onları çok kısıtlı kaldırtıyoruz. Onlara bir kişilik kontenjan ayıracağız. Sandıkta beraberlerse cenazede de olacaklar”

SALDIRI DIŞARIDAN GETİRİLEN PROVOKATÖRLERLE

Köylülerin anlatımları da saldırıda bir “organizasyon” olduğunu gösteriyor. İşte burada AKP’li Bakan-AKP Medyası ikilisine uzun süredir tartışılan AKP’nin sokak güçleri giriyor. SADAT ya da Osmanlı Ocakları benzeri yapılanmalarla AKP’nin uzun zamandır bu tip provokasyonlara hazırlık yaptığı iddia ediliyordu.  Saldırının gerçekleştiği köyün sakinleri, saldırganları tanımadıklarını, tamamının köy dışından geldiğini ve provokasyon yaptıklarını söyleyerek “organizasyonu” teyid ettiler.

HULUSİ AKAR’DAN SALDIRGANLARA: “DEĞERLİ ARKADAŞLARIM”

Kalabalık evi “yakın” sloganlarıyla bağırırken bir anda ortaya çıkan isim ise Hulusi Akar oldu. Evi kuşatan saldırganlara “Değerli arkadaşlarım” diye hitap eden Akar, “Tepkinizi gösterdiniz, mesajınızı verdiniz” diye hitap edip teşekkür etmesi dikkat çekti. Akar, linç girişimini tepki ve mesaj diye niteledi.

ŞEHİT CENAZELERİNDE SALDIRILAN AKP’DEN SALDIRTAN AKP’YE

2000’li yılların başında demokrat bir çizgide yola çıkan Adalet ve Kalkınma Partisi, o dönem şehit cenazelerinde Ülkücü kesimin saldırılarına uğruyordu. Askerler şehit cenazelerinde AKP’lilerle yan yana durmak istemezken, kimi zaman protokolde yer ayrılmıyor, kimi zaman ise yeterli güvenlik önlemleri alınmıyordu. AKP’lilerin şehit cenazelerinde saldırı ya da hakaretlere uğruyorlardı.

Ancak şimdi AKP’liler Bakan düzeyinde CHP’lileri şehit cenazelerinde hedef gösterirken, AKP Medyası ise açıkça seçilmiş belediye başkanlarını lincin hedefi haline getiriyor.

Kemal Kılıçdaroğlu şehit cenazesinde saldırıya uğradı sığındığı ev “yakın” sloganlarıyla kuşatıldı

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

8 aylık Ömer Asaf, annesiyle birlikte cezaevine girdi

Türkiye’de 15 Temmuz’dan sonra binlerce insanın hukuksuz gerekçelerle gözaltına alındığı ve tutuklandığı süreçte en büyük acımasızlık çocuklara yapılıyor.

Yaklaşık 700 bebeğin annesi ile birlikte cezaevinde tutuklu bulunduğu sürece 8 aylık Ömer Asaf bebek de eklendi. 2 yıldan fazla açıkta bekleyen anne öğretmen Fatma Erden, 2 ay önce görevine iade edilmişti. Polisin davet üzerine ifade vermeye gittiğinde tutuklandı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL

Kütahya’da yaşayan Fatma Erden ve 8 aylık oğlu Ömer Asaf 17 Nisan’da tutuklanarak Kütahya E Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

Baba Necip Erden tutuklanma nedenini ve olayın nasıl geliştiğini Bold Medya’ya anlattı:

“17 Nisan Perşembe günü evimize bir tebligat geldi. İfade vermeye çağrıyorlardı. 14.30’da Kütahya Adliyesi’ne gittik. Bir kişi daha vardı ifadeye gelen. Onu bekledik biraz. 16.10 gibi ifadesi alınmaya başladı, 17.30’de tutukladılar. Tutuklanma nedeni eşimle aynı okulda çalışan iki öğretmen kendi aralarında konuşuyorlar, bizim eve oturmaya geleceklerini ve adresimizi yazmışlar. 2015 yılının ekim ayında olmuş bu konuşma. Bunu suç saydılar.”

15 Temmuz’da sonra Valilik kararı ile açığa alınan Fatma Erden 30 ay bekletildikten sonra iki ay önce görevine geri dönmüştü. Köprüören Tek Termik Ortaokulu’nda Teknoloj ve Tasarım Öğretmeni olarak görev yapıyordu.

CEZAEVİNDE KALORİFER YANMIYOR

Kendisinin de 13 Şubat 2017’de Bylock iddiasıyla tutuklandığını ifade eden matematik öğretmeni Necip Erden, “İçerik bulamadıkları için 18 Ekim 2017’de tahliye edildim. 31 Ocak 2018’de de 6 yıl 3 ay hapis cezasına verildi. Dosyam Yargıtay’da. Şu an çocuğumuzun içeride olması en büyük sıkıntımız. Biraz önce eşimle telefonda görüştüm. Kütahya’da kar yağıyor ve cezaevinin kaloriferleri yanmıyormuş. Sadece akşamları biraz yakıyorlarmış. Bizim kaloriferlerin sıcaklığı 24’ten asağı inmezkan oğlum perişan bir şekilde üşüyor.”

Tutukluluğa itiraz için Tavşanlı Sulh Ceza Mahkemesi’ne eşi ve kendi iki ayrı dilekçe veren Fatma Erden’in ilk mahkemesi 16 Mayıs’ta Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

“BEN SENİN ADINI YAŞADIĞIM ADALETSİZLİĞE DERMAN OL DİYE ÖMER KOYDUM!”

“Biz oğlumu parke üzerinde bile emetletmezken şu anda betonun üzerinde emeklemek zorunda. Hepimizin günahı olabilir ama 8 aylık bir çocuğun suçu ne! Oğluma adil olsun diye Ömer, iyi bir yönetici olsun diye Asaf adını verdim. Şu an oğlum adaletsizliği iliklerine kadar yaşıyor!” diyen Necip Erden oğluna ve annesine yazıp postaladığı ilk mektubu Bold Medya ile paylaştı:

Ömerime…

Adaletten adı olup adaletsizlikle yargılanan 8 aylık Ömerime… Hiç suçu olmayan, safa, pak, temiz olan Ömerime… Ayrı düşmekte varmış oğlum, o kısacık yaşantıda ayrı kalmak da…

Ben senin adını yaşadığım adaletsizliğe derman ol diye ÖMER, Hz. Süleyman’ın hükmettiği her şeye vezir olan iyi bir yönetici olasın diye ASAF koydum. Ömer Asafım…

Gün gelip baban ve daha nicelerinin yaşadığı bu adaletsizliği giderecek bir yönetici ola diye be oğlum… Ama o büyük isminle şimdi parmaklıklar arkasında küçük yüreğinle adaletsizliği her nefesinden hissediyorsun.

Annenle senin parke üzerinde emeklemene kıyamazken şimdi beton üstünde emeklemek zorundasın be oğlum.

Oğlum kıyamam, bilirim annen senin meleğin, sana halı da olur kilim de. O melek seni yere kondurmaz oğlum.

Yarim razıyım müebbet yatmaya, yeter ki siz çıkın, siz kalmayın yaricim. Koca dünya 8,5 ay yattığım o küçücük koğuştan daha da dar. Nefesim olun, tez vakitte gelmeniz dileğiyle.

Bekliyorum sizi babam…

Bekliyorum.

Necip Erden: Benim oğlum bu kalemi adı gibi var olabilmek için, adalet için tutacaktı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Eşi Salim Zeybek’in bulunması için AİHM’ne müracaat etti

KHK’lı Salim Zeybek, 21 Şubat günü eşi ve çocuklarının gözü önünde silahlı sivil kişilerce kaçırılmasının üzerinden yaklaşık 60 gün geçti. Eşinin bulunması için çalmadık kapı bırakmayan Betül Zeybek, Salim Zeybek’in bulunması konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) müracaat ettiğini sosyal medya hesabı üzerinden duyurdu.

Savcılık ve Emniyet’in etkin bir soruşturma ve araştırma yapmadığını vurgulayan Betül Zeybek, son çare olarak AİHM’ne müracaat ettiğini belirtti.

“Eşimin bulunması için Ulusal ve Uluslararası bütün kurumlara başvuruları yapmaya devam edeceğim.” diyen Betül Zeybek,  “Savcılardan ve Emniyet görevlilerinden tek beklentim kanunların kendilerine verdikleri görevleri yapıp eşimi bulmaları.” çağrısında bulundu.

Günlerdir eşinden haber alamayan Betül Zeybek, “Eşimin bulunması için günlerce delil aradım ve bulduğum bütün delilleri ve bilgileri Savcılığa teslim ettim. Ama Savcılık verdiğim delilleri araştırmak yerine gecenin bir yarısı evime Polis gönderip, eşimi bulma bahanesi ile evimizi arattı.” ifadeleriyle emniyetin olaya bakış açısına dikkat çekti.

Kaçırılan Salim Zeybek’in evine gece yarısı polis baskını

 

Okumaya devam et

Öne çıkanlar