Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

“PKK’lı haber elemanı Kadri Senar’ın kafasına sıktılar”

Özel Harekatçı Coşkun: “Silopi’de üç polisin şehit olduğu patlamanın faili ilan edilen Kadri Senar çatışmada öldürülmedi. Görüşmeye çağrılıp kafasına sıkıldı.”

CEVHERİ GÜVEN
BOLD/ÖZEL

Hükümetin 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra Çözüm Süreci’ni bitirmesiyle birlikte, Güneydoğu’da şiddet olayları 90’lı yılları geride bıraktı. Tankların şehirlere girdiği bu süreçte pek çok karanlık olay yanında büyük bir rant da oluştu.

2018 Aralık ayı içerisinde “Bir özel harekat polisinin Hendek Operasyonları anıları” isimli üç bölümlük yazı dizisi yayınladım. Yazı dizisinin özellikle Cizre Bodrumları kısmı oldukça dikkat çekti.

Bu yazı dizisinin ardından farklı iki Özel Harekat Polisi benimle temas kurdu. Yazı dizisinde meslektaşlarının anlattığı bazı şeylere tepkililerdi. Ancak dikkat çekici yeni bilgiler de verdiler. Özellikle terör üzerinden oluşan kişisel ve maddi rant üzerine.

Arayan iki Özel Harekatçıdan biri halen Güneydoğu’da görevde olan oldukça milliyetçi bir polis memuruydu. Aramızda gergin diyaloglar geçse de önce röportaj vermeyi kabul etti sonra vazgeçti. İkinci Özel Harekatçı ise şu an Almanya’da yaşıyor ve Güneydoğu’da yaşananlara başka bir pencereden bakmamızı sağlayacak açıklamalar yaptı.

Cizre Bodrum’larında ortaya çıkan sonuç ve cesedi 7 gün sokakta kalan Taybet İnan olayıyla ilgili PKK’ya çok sert eleştiriler yöneltiyor. Ancak Silopi’de bizzat şahit olduğu olaylar, bize 90’lı yılların hortladığını gösteriyor. PKK’lı bir haber elamanının kafasına sıkılarak infaz edilmesi ve beş PKK’lının Şırnak Terörle Mücadele Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer tarafından öldürüldüğü iddiasıyla ilgili anlattıkları oldukça çarpıcı.

Üç bölüm halinde yayınlayacağım yazı dizisinin ilk bölümü PKK’lı haber elemanı Kadri Senar’ın infaz edilmesine ilişkin.

İlerde önemli yargılamalara konu olacak bilgiler veren bu Özel Harekatçı’nın ismini kişisel güvenliği için değiştiriyorum. Ali Coşkun ismi haberde yazım kolaylığı olsun diye tarafımdan verildi.

1. BÖLÜM

ÜÇ ŞEHİDİN ARDINDAN KADRİ SENAR’IN KAFASINA SIKTILAR

Şırnak’ın Silopi ilçesi Şehit Harun Boy Mahallesi 81. Cadde’de 10 Kasım 2015 günü 3 polisin şehit olduğu bir patlama gerçekleşti. Rögar kapağının altına yerleştirilmiş el yapımı patlayıcı Shortland olarak adlandırılan zırhlı polis aracı geçtiği sırada patlatıldı. Saldırıda polis memurları Hilmi Bardakçı, Hasan Aslan ve Sabri Altınbaş şehit oldu.

Bu saldırı, Silopi’de hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı olayların başlangıcıydı. Ancak gerçekleşme biçimi ve sonrasında patlamayı yaptığı iddia edilen Kadri Senar’ın öldürülüşü olayı daha karanlık hale getiriyor.

Üç polisin şehit olduğu Silopi’de 10 Kasım 2015’te meydana gelen patlamanın ardından çekilen fotoğraf.

Ali Coşkun’un anlatımına göre olay başından itibaren bir kurguydu:

“Silopi’nin yüzde 80’i hendeklerle kapalıyken, bir akşam baş polis (Ö.S.B.) Emniyet’e geldi. ‘Devriye atıyoruz’ diye iki araç alıp çok alakasız bir bölgeye götürdü. Gittikleri yerden daha önce telsiz kestirmeleri alınmıştı, o mahalledeki caddelere bomba gömüldüğünün bilgisi elimizde vardı. Götürülen arkadaşlar o bölgelerin sıkıntılı olduğunu söylemelerine rağmen bu baş polisin ısrarlı emirleriyle gittiler.

Sonra patlama gerçekleşti. Mayın araçlardan birini etkiledi. Shortland dediğimiz araç 10 metre fırlamış. Kulesindeki polis arkadaş çatıya düşmüş. Ağır yaralı çenesi dağılmış. Bağıramadığı için çatının üstüne fırlamış taşları can havliyle aşağı atmış. Gece karanlığında taşlar çatıdan düşüp ses çıkınca farkedilip kurtarıldı. Araçtaki diğer üç polis arkadaş şehit oldular.

Bu patlamadan sonra, bizi günlerce Emniyet’ten dışarı çıkarmadılar. Bu arada PKK, Silopi sokaklarını tamamen kapattı.

YÜZLERİ MASKELİ TEMCİLER VE KADRİ SENAR’IN İNFAZI

Sonra Şırnak TEM’den yüzleri maskeli bir ekip geldi. Biz kim olduklarını göremedik, maskeleri hiç çıkarmadılar. Bunlar operasyon yapmak için gelmişlerdi. Normalde terör bölgesinde TEM’in operasyon yaptığı görülmemiştir. Böyle bir kabiliyetleri yok. TEM bilgi verir Özel Harekat operasyon yapar.

O bölgede, operasyon kararı aldılar ve Şırnak TEM’den gelenler operasyon yaptı. Ve bir kişiyi öldürdüler. Sonra bu kişinin, 10 Aralık 2015’te üç polis arkadaşımızı şehit eden patlamayı gerçekleştiren, hatta bombanın manyetosuna basan kişi olduğunu açıkladılar.

Hatta Mete Yarar’ın TRT’de Şahit Olun diye bir programı vardı. Bu operasyonun görüntülerini orada yayınladılar. TEM şube Şırnak’tan geliyor, Silopi’de operasyon yapıyor. Ateş açıyorlar. Ateş edildikten sonra bir teröristi halk pikabın arkasında hastaneye götürürken, polis önünü kesiyor. Ve diyorlar ki ‘biz üç polis arkadaşımızı şehit eden PKK’lıyı vurduk’ diyorlar.

Oysa o kişi çatışmada vurulmadı. O kişi istihbarata çalışan PKK içerisinde muhbirdi (Kadri Senar). Bu haber elemanını oraya çağırdılar. Muhbir buluşmaya geldi. Muhbirin kafasına sıkıldı. Muhbir öldü. Sonra sağa sola ateş edildi. Çok az biraz 70 metre kadar ilerlendi. Sonra geri çekildiler, kamera görüntüleri alındı. Zaten giren ekibin üzerinde kameralar vardı. Ben bugüne kadar operasyonda bir polisin üzerine kamera yerleştirildiğini görmedim. Türkiye’de olmayan bir uygulama. Tamamen olay kurguydu.

Kadri Senar, vurulduktan sonra çekilmiş görüntüsü Sabah Gazetesi’nde yayınlandı.

Şüphe çekici olayın ardından biz başka bir kamera kaydıyla olayı seyrettik. Bölgedeki Kobra’nın kamerasından. Gözlerimizle şahit olduk. Net kurguydu. Bu olayı gördükten sonra TEM şubeye olan güvenimizi yitirdik.

İNFAZ GÖRÜNTÜLERİ KOBRA’NIN KAMERASINDAYDI

Kobra’nın kamera kayıtlarında orada çatışma yok. PKK’lı birini tabancayla vuruyorlar. Sonra onu ileriye getirip bırakıyorlar, halk onu alıp götürmeye çalışıyor. Beyaz bir pikabın arkasında götürürlerken, durduruyorlar. Onu orada terörist vurmuş gibi lanse ettiler.

Kadri Senar’ın öldürülmesinden sonra çekilmiş farklı bir açıdan görüntü.

Kendi hatalarından dolayı üç polisin şehit olmasına neden oldular, sonra bunun üzerini kapatmak için PKK muhbirini infaz ettiler, sonra da bunu TRT’ye belgesel yaptılar. Bu belgesel yayınlanırken biz de görevdeydik. Görüntülerde operasyonu yapanların sırtlarında özel harekat yazan yelek var. Ama onlar özel harekatçı değildi. Ellerinde MG3 silah vardı. Biz MG3 silahları çatışmalarda asla kullanmayız. O olay bir kurguydu, arkadaşlarımızın şehit edilmesinden itibaren.

Emniyet’in içerisinde en sıkıntılı birimler istihbarat ve TEM şubedir. Özel Harekat hiçbir zaman istihbarat toplamaz, bilgi gelir, TEM de derki, gidin buraya operasyon yapın. İstihbarat ve TEM Şube’nin içerisinde o dönem istihbaratları manipüle edenler vardı. Biz o dönem Özel Harekat olarak bunu hissediyorduk. Mesela kendi aramızda bir laf çıkmıştı. Bir caddeye bomba gömüldüğü bilgisi geldiğinde, biz bilgi İstihbarat Şubesi’nden gelmişse, orada kesin bomba yoktur diyorduk. Çevik Kuvvet’ten arkadaşlardan geldiyse bilgi doğrudur diye bakıyorduk.

MİZANSENİ ŞIRNAK TEM ŞUBE MÜDÜRÜ HAZIRLADI

Gittiler muhbiri çağırıp, kafasına sıktılar, sonra bunu mizansen yaptılar. Bu mizanseni yapan kişi Şırnak TEM Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer’di.

Bu mizanseni yapmaktaki maksat, ‘Benim üç personelim şehit oldu, ben çalışıyorum, istihbarat bilgisi alıyorum, yeri geliyor operasyon yapıyorum. Bak ben gittim, arkadaşlarımızı şehit eden kişiye nokta operasyon yaptım ve öldürdüm.’ demekti. Bu Şırnak TEM Müdürü’nün kendi reklamı.

Dönemin Şırnak TEM Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer

Bakın bir baş polis akşam geliyor. Yanına bir özel harekat kobrası alıyor, çevik kuvvetten üç tane land alıyor ve gidip, hiç alakasız, mayınlı olduğunu bildiğimiz sokaklara giriyor. Bu adam defalarca polisleri böyle farklı farklı yerlere soktu.

Bu adam Şırnak TEM Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer’in adamıydı. Sonradan Cumhurbaşkanı’ndan madalya aldı, AK Parti’den milletvekili adayı oldu.

METE YARAR’IN PROGRAMINDA REKLAM YAPTILAR

İşte Emniyet’le siyasetin pis ilişkisi. Reklam çalışması. Bak diyor valiye, ben arkadaşlarımı şehit verdim. Ama gidip pime basan adamı vurdum öldürdüm geldim diyor. Ya sen barikat arkasında pime basan adamı nasıl tespit ettin de onu bulup öldürdün. CIA mısın, MOSSAD mısın kıytırıktan Şırnak TEM’sin.

Mete Yarar’ın programında da diyorlar ki bu yüzü maskeliler, ‘Biz çatışmaya giderken birbirimizle yarışırız, önce sen gideceksin önce ben gideceğim diye’. Ya TEM şube çatışmaya girmez, tamamen kurgu. Mete Yarar, programda açık açık 3 polisi öldürmeyi planlayan, sonra da patlamayı gerçekleştiren PKK’lının öldürüldüğü üstüne belgesel çekti o kurgu görüntülerle.

(Hacı Murat Dinçer’in uzun uzun reklamının yapıldığı Mete Yarar’ın sözkonusu çatışmadan bir gün sonra yaptığı program)
O ŞEHİTLERLE İKİ TARAFI BİRBİRİNE KARŞI KIZDIRDILAR

Pislik her yere bulaşmış. Ben orada yanımdaki arkadaştan emin olmanın derdindeyim. İçimizden biri de operasyon sırasında tabancayı çekip enseme sıkmasın onun derdindeyim. Düşünsenize bir görüntü seyrediyorsunuz, bir adamı çağırıp kafasına sıkıyorlar. Sonra ben o TEM Şube’deki adamlarla göreve gidip geliyorum. Ben üç tane TEM polisinin tuzağa düşürülüp öldürüldüğünü düşünüyorum. Oraya niye götürüldüler. İki araç gidiyor, niye götüren adamlara patladı da baş polisin olduğu araca patlamadı? Niye o sokağa gidildi? Bunlar ihmal değil. Bir şeyler bilerek yapıldı. Orada bir şehit verilmesi gerekiyordu. Verildi. Karşı tarafı kızdırdılar, bu tarafı kızdırdılar, birbirlerine daha çok saldırmalarını istediler gibi düşünüyorum. Yani orada yaşamanız lazım. Ben yanımdaki çalıştığım istihbaratçının, bana yanlış bilgi verip beni bombanın üzerine göndermemesinin derdindeyim, ben nasıl bir valiye, kaymakama karşı geleyim.

Dönemin Şırnak TEM Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer

17/25’ten sonra TEM şube ve İstihbarat’a adam alırken, alkol alıyor mu gece hayatı var mı diye baktılar. Alkol alıyorsa gece hayatı varsa cemaatle ilişkisi yoktur diye düşündüler. Tek kriter cemaatten olmasındı. Barikat hendekler sürecinde de böyle seçtikleri iş bilmez adamlar görev başlarındaydı.

Şırnak TEM şube Müdürü Hacı Murat Dinçer de böyle, TEM şube müdürü olabilecek kapasitede biri değildi. Ama bu göreve atanınca güç zehirlenmesi yaşadı. Silopi TEM’e de böyle işin ehli olmayan adamları atadı.

Papağanı öldürene devlet hapis cezası verildi. Ama o üç polisin şehit olmasına neden olan başpolise soruşturma açmadı bu devlet.”

Hacı Murat Dinçer, AKP’den aday adayı olduğu sırada hazırladığı broşür.

HACI MURAT DİNÇER İDDİALARA KARŞI SESSİZ

Haberin yazımı sırasında ulaştığım Hacı Murat Dinçer, iddialara cevap vermedi. Dinçer, ayrıca soruları yanıtlamak yerine Twitter hesabına yeni sorular göndermemem için engelleme yaptı.

YARIN:

Tek başına 5 PKK’lıyı öldürdüğü için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan ödül alan Şırnak TEM Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer, bu olayda yalan mı söyledi? Olayın aslı ne? O madalya geri alınacak mı?

Cuma ezanı okununca Emniyet’in mescidine saldırmayı planlayan PKK’lılar, yanlışlıkla “Sela” okununca saldırınca, Hacı Murat Dinçer bunu nasıl kullandı?

Yıkılan Silopi’de rant nasıl dağıtıldı? AKP ilçe başkanı Süleyman Soylu’ya Silopi’de aldığı komisyonları nasıl anlattı?

Okumaya devam et
Reklamlar

BOLD ÖZEL

Ocak bütçesi, AKP’nin seçim için nasıl para saçtığını ortaya çıkardı

Berat Albayrak’ın müjde diye duyurduğu, ocak ayındaki 5,1 milyar liralık bütçe fazlasının, öne çekilen Merkez Bankası kârından kaynaklandığı ortaya çıktı. Ocak ayı bütçesi aynı zamanda, AKP’nin seçim için nasıl para saçtığını da deşifre etti.

BOLD – Merkezi yönetim bütçesi, ocakta 5,1 milyar TL fazla verdi, faiz dışı fazla ise 12,4 milyar lira oldu.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Her gerçekleşme, her gösterge bütçe disiplinindeki güçlü duruşumuzu ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı. Bütçenin 5,1 milyar lira fazla verdiğini müjdeledi!

MERKEZ BANKASI SAĞOLSUN!

Oysa AKP Hükümeti, seçim öncesi yapacağı harcamaları karşılayabilmek için, Merkez Bankası’nın nisan ayındaki genel kurulunu, ocak ayına çekti. Böylelikle, bankanın mayısta hazineye devredilecek, 37 milyar liralık yıllık kârı, ocak ayında merkezi yönetim bütçesine eklenmiş oldu.

Ekonomist Yalçın Karatepe de aynı konuya işaret ederek, “Ocak ayı bütçe rakamları açıklandı. Bütçe ilk ay fazla vermiş, mali disiplin uygulanmış! Oysa 97 milyarlık gelirin yüzde 42’si “diğer gelirler” kaleminden elde edildiği söylenmiş ama bunun ağırlıklı olarak Merkez Bankasından geldiğini söylememişler.” değerlendirmesini yaptı.

NORMALDE 35 MİLYAR AÇIK VERECEKTİ

Damat Berat Albayrak’ın müjdelediği bütçe fazlası aslında Merkez Bankası’nın kârından ibaret. Ekonomist Emin Çapa bu noktaya işaret ederek, “Hükümetin ekonomiyi akıl ve bilimle değil, lafla ‘yönlendirme’ çabası. Bütçe nasıl 5,1 milyar fazla verdi ocakta? Merkez Bankası’nın Hazine’ye yapacağı 37 milyar ödeme öne çekilip 18 ocaka alındı. Yani o ödeme olmasa, bütçe 35 milyar açık verecekti. Zaten ayrıntı belli.” ifadesini kullandı.

SEÇİM ÖNCESİ HAZİNE AKP’NİN HARCAMALARINA YETİŞEMİYOR

Merkezi yönetim bütçesinin ocak verilerine bakıldığında, seçim için yapılan yüksek miktardaki harcamalar dikkat çekiyor.

Ocak ayı bütçe gerçekleşmelerine bakıldığında, faiz dışı giderlerin, yüzde 6,7’den (2018) yüzde 67,5 gibi rekor seviyede yükseldiği görülüyor. Bütçe giderleri ise yüzde 6,8’den (ocak 2018)  yüzde 62,5’e fırlamış. Kısacası hükümet, “Merkez Bankası’nın kârı seçim harcamaları için öne çekildi.” iddiasını, bütçe giderlerinde tamamen doğrulamış.

Merkez Bankası niçin “acil Genel Kurul” kararı aldı?

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Süleyman Soylu’nun “Kandil’in vekilleri” sözüne HDP’nin cevabı: Kukla

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, HDP milletvekillerini alenen tehdit etmeye devam ediyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, HDP’li vekiller için kullandığı “Kandilin vekilleri” sözüne cevap HDP Merkez Yürütme Kurulu’ndan geldi.

Kurulun yaptığı açıklamada “Tarih bu kişiyi, onu destekleyen ve tetikçilik yapmasına ses çıkarmayanları, bu kişiyi kukla gibi kullananları da asla affetmeyecektir.” denildi.

BOLD- Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasında, Leyla Güven’e destek yürüyüşü üzerinden başlayan polemik sürüyor. Soylu’nun ‘yürütürsem adam değilim’ sözüne HDP yürüdük mesajı vermişti.

BETONA OTURDULAR MI?

Soylu son yaptığı açıklamada, “Neymiş Apo için HDP’li milletvekilleri yürüyecekmiş. Ne oldu? ‘Yürütürsek adam değiliz’ dedik. Betona oturdular mı? Sen bu milletin milletvekili değilsin, seni bu milletin milletvekili olarak kabul etmiyoruz. Sen Kandil’in milletvekilisin, PKK’nın vekilisin, PKK’nın uşağısın ve oyuncağısın.” dedi.

HER TÜRLÜ KARANLIK İŞİN YAPIMCISI

Soylu’nun sözlerine HDP Merkez Yürütme Kurulu yazılı bir açıklama ile cevap verdi.

Açıklamada, Soylu için “İçişleri Bakanı sıfatıyla sabahtan akşama provokasyon peşinde koşan, her türlü hukuksuz ve usulsüz organize ve karanlık işin yapımcısı ve sürdürücüsü.” denildi.

VEKİLLERİMİZİ KABUL ETMESİ BİZİ YARALAR

Açıklamada, “Seçilmişlerimiz, milletvekilliğini senin ya da senin gibilerin icazetiyle veya lütfetmesiyle kazanmadı. Karanlık ve hukuk dışı işlerin yürütücüsü olan bir kişinin bizim vekillerimizi kabul etmesi bizi sevindirmez, tam tersine yaralar ve onurumuzu zedeler.” ifadelerine yer verildi.

ELİNDEKİ BÜTÜN ARAÇLARLA PARTİMİZE SALDIRIYOR

Açıklamada şunlar dile getirildi: “Halkın ana sütü kadar helal olan oylarla kazanılan vekillikler, anayasa ve yasaların verdiği haklar çerçevesinde ve halkın mücadelesinin yarattığı meşruiyet zemininde sürdürülecektir. Hukuk tanımaz bir kişinin İçişleri Bakanı sıfatıyla, seçim döneminde elindeki kurumsal ve gayri nizami herkesi ve bütün araçları kullanarak partimize ve vekillerimize saldırması, evrensel demokratik hukuk ilkeleri, insan hak ve özgürlükleri açısından asla kabul edilemez bir durumdur.”

HDP’nin Leyla Güven yürüyüşü olaylı başladı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Yasin Ugan ve Özgür Kaya kaçırıldı, 2 gündür haber alınamıyor

Özgür Kaya (sağda) ve Yasin Ugan 13 Şubat'ta başlarına siyah poşet geçirilerek kaçırıldı.
Özgür Kaya ve Yasin Ugan otomatik tüfekli 40 sivil polisle Ankara’da yaşadıkları ev basılıp, başlarına çuval geçirilerek kaçırıldı. Polis, her iki aileye, “Bizde yok.” diyor.
Cevheri Güven | BOLD ÖZEL
Yasin Ugan (43) ve Özgür Kaya (41) Ankara’da güvenlik güçleri tarafından kaçırıldı. Edinilen bilgiye göre Ankara Altındağ Çamlık Mahallesi 1847’nci Sokak’ta Ugan ve Kaya’nın bulunduğu ev 13 Şubat 2019 günü saat 15:00 civarı sivil kıyafetli, otomatik tüfekli yaklaşık 40 kişi tarafından kuşatıldı.
Ellerinde otomatik tüfekler bulunan 40 sivilin çevrede oturan halka kendilerini “sivil polis” olarak tanıttıkları belirtiliyor.
BAŞLARINA SİYAH POŞET GEÇİRİLDİ
Kuşatmadan bir süre sonra evde bulunan Yasin Ugan ve Özgür Kaya’nın başlarına siyah poşetler geçirilmiş biçimde evden çıkartılarak beyaz bir minibüse bindirildiği ifade ediliyor.
Yaşananlara bütün komşular ve sokakta yaşayanlar şahit olurken, sivil polislerin gece 23:00’a kadar evin etrafında dolaştıkları ve ev sahibini sorguladıkları öğrenildi.

Özgür Kaya 13 Şubat’ta kaçırıldı.

ONLARCA ŞAHİT VAR EMNİYET BİLGİ VERMİYOR
Onlarca şahidin önünde gerçekleşen kaçırma vakası sonrası Ugan ve Kaya’nın ailelerinin Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yaptıkları başvurular sonuçsuz kaldı.
Emniyet ikilinin gözaltında alınıp alınmadığı, nerede bulundukları konusunda ailelere herhangi bir bilgi vermiyor.

Yasin Ugan 13 Şubat’ta kaçırıldı.

SİYAH TRANSPORTER’LA KAÇIRILMALARDAN FARKLI

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından Siyah Transporter’la Hizmet Hareketi’nden 21 kişi ve üst düzey bazı Suriyeli Kürtler kaçırılmış, Ankara’da Anadolu Bulvarı ile Marşandiz’in kesiştiği yerdeki MİT’in “çiftlik” diye tabir edilen Özel Operasyonlar Başkanlığı’nda aylarca ağır işkencelere tabi tutulmuşlardı.

“DHKPC’li olduğu” iddia edilen Ayten Öztürk isimli kadının da Çiftlik’te ağır işkencelere tabi tutulduğu önceki günlerde mahkeme tutanaklarına yansımıştı.

Ancak son kaçırma vakası diğerlerinden oldukça farklı. İki kişinin herkesin gözü önünde ve otomatik tüfekli 40 kişiyle kaçırılmasının daha önce örneği yok.

Sözkonusu kişiler kendilerini “sivil polis” olarak tanıtsa da tam olarak hangi kurum çalışanı oldukları bilinmiyor. Ancak kaçırılanların başına siyah poşet ya da torba geçirilmesi MİT tarafından kaçırılan mağdurların anlatımına uyuyor.

İlk siyah Transporter kurbanı Sunay Elmas’ın kaçırılışının 3’üncü yılı

Okumaya devam et

Öne çıkanlar