Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Fethullah Gülen’den Yeni Zelanda’ya taziye

Fethullah Gülen, Yeni Zelanda’da iki camiye yapılan terörist saldırı nedeniyle taziye ve kınama mesajı yayınladı.

BOLD-Fethullah Gülen, Yeni Zelanda’nın Christchurch şehrinde iki camiye yapılan ve 50 kişinin ölümü ve 20 kişinin yaralanmasıyla neticelenen terör saldırısı nedeniyle taziye ve kınama mesajı yayınladı. Saldırıyı derin bir teessürle öğrendiğini ifade eden Gülen, “Bu hain saldırıyı şiddetle tel’in ediyor ve saldırıda şehit düşen masumlara Cenab-ı Hakk’tan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil ve yaralılara da acil şifalar diliyorum.” dedi.

NEFRET PSİKOLOJİSİ BİR İNSANLIK PROBLEMİDİR

Gülen mesajında dünyanın değişik yerlerinde meydana gelen cami, kilise, sinagog ve diğer ibadet mekanlarını hedefleyen terör saldırılarına bir yenisinin eklediğine dikkat çekti ve çözümün el ele verilmesi olduğunu ifade etti: “Kendisini yer yer İslamofobi, Antisemitism, Hristiyan düşmanlığı, yabancı düşmanlığı veya başka şekillerde gösteren problemin temelinde yatan ön yargı, korku ve nefret psikolojisi bir insanlık problemidir. Hangi anlayış veya inancın arkasına sığınılarak yapılırsa yapılsın, terör aslında vahşettir ve çözümü de insanlığın el ele vermesidir.”

Fethullan Gülen’in mesajının tam metni:

Yeni Zelanda’nın Christchurch şehrindeki iki camiye yapılan ve 49 kişinin ölümü ve 20 kişinin yaralanmasıyla neticelenen terör saldırısını derin bir teessürle öğrendim. Bu hain saldırıyı şiddetle tel’in ediyor ve saldırıda şehit düşen masumlara Cenab-ı Hakk’tan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil ve yaralılara da acil şifalar diliyorum.
Müslümanların haftalık bayramı sayılan mübarek Cuma gününde, ibadetlerini yaptıkları esnada meydana gelen bu hain saldırı, maalesef geçtiğimiz aylarda dünyanın değişik yerlerinde meydana gelen cami, kilise, sinagog ve diğer ibadet mekanlarını hedefleyen terör saldırılarına bir yenisini eklemiş oldu. Kendisini yer yer İslamofobi, Antisemitism, Hristiyan düşmanlığı, yabancı düşmanlığı veya başka şekillerde gösteren problemin temelinde yatan ön yargı, korku ve nefret psikolojisi bir insanlık problemidir. Hangi anlayış veya inancın arkasına sığınılarak yapılırsa yapılsın, terör aslında vahşettir ve çözümü de insanlığın el ele vermesidir.

Çözüm adına yapılacak çalışmaların en önemli sacayağı da hepimizin ortak kimliği olan insan olma kimliğimizin bir daha hatırlanması ve içselleştirilmesidir. Hayatına korku ve nefretin yön verdiği insanların kendilerinden farklı gördüğü insanlara saldırma hastalığının tedavisi, diyalog ve eğitim yolu ile her insanı aziz tutma anlayışının yeryüzüne hakim kılınmasıdır.

Bu elim hadise vesilesiyle, bütün dünya Müslümanlarına ve vatandaşlarını kaybeden Yeni Zelanda halkına taziyelerimi sunuyorum. Cenab-ı Hakk, terörle samimi mücadele eden devlet yetkilileri ve sivil toplum kuruluşları ile insanlar arasında sevgi ve kardeşliği yaymaya çalışan herkesin yar ve yardımcısı olsun.

Genel

İki bin görme engelli KHK ile ihraç edilmiş

Af Örgütü’nün “Dönüşü Olmayan İhraçlar Raporu”na göre iki bin görme engelli KHK’yla ihraç edilmiş, OHAL Komisyonu ihraç onaylayan bir mekanizma, iade olanları ise dışlanma bekliyor.

BOLD-Uluslararası Af Örgütü Basın Koordinatörü Türkiye Şubesi Basın Koordinatörü Beril Eski, “Dönüşü Olmayan İhraçlar Raporu”nu anlattı.

Gazeteci Çağlar Cilara’nın Onuncu Köy programına konuk olan Eski, OHAL Komisyonunun ihraçları onaylayan bir mekanizma gibi çalıştığını söyledi.

2018 Ekim ayında açıklanan raporun OHAL Komisyonunun çalışma şekli ve 109 komisyon kararını incelediğini anlatan Eski “Bu rapor ortaya koyuyor ki ihraçlar nasıl adil süreçle yapılmadıysa OHAL komisyonu da adil bir süreç işletmiyor. Kamudan ihraç edilenler neredeyse üç yıldır itirazlarına cevap bekliyor ve çok az mağdurun itirazı kabul edildi” dedi.

2 BİN GÖRME ÖZÜRLÜ MEMUR İHRAÇ EDİLDİ

OHAL sürecinde kamudan ihraç edilen 130 bin kişinin ihraç edildiğini bu rakam içerisinde kamu işçisi ve özel sektör çalışanlarının bulunduğuna dikkat çeken Eski, “İhraçlar denilince kamuoyu genelde asker, polis, öğretmen olarak algılıyor oysa ihraçlar çok geniş bir mesleki alanı kapsıyor. Ziraat mühendisinden müzisyene, sağlık çalışanlarından, savcı hakim ve adalet çalışanlarına, akademik personelden teknik personele aileleri ve yakınlarıyla birlikte yüz binlerce insan etkilenmiş durumda. Mesela ihraçlar arasında görme özürlü sadece 2 bin memur var” diye konuştu.

KHK’LILARIN SESİNİ DUYURACAKLARI BİR MECRA YOK

Kanunen suç olarak tanımlanmayan gerekçelerle işlerini kaybeden insanların haklarını arayacak, seslerini duyuracak bir mekanizmanın olmadığını anlatan Eski, “Bir sabah uyandığınızda ihraç edildiğini öğreniyorsunuz ve zorluklar o gün başlıyor, başta ekonomik sorunlarla karşılaşıyorsunuz, sosyal sorunlar, kendini anlatamıyor, görüşülebilecek bir makam bulamıyorsunuz. Bankaya para yatırmak, sendikaya üye olmak, çocuğunu okula yazdırmak gibi yapıldığında suç olmayan gerekçelerle ihraç edildiğinizi yıllarca birlikte çalıştığınız arkadaşlarınıza idarecilerinize anlatamıyorsunuz” ifadesini kullandı.

DOSYALARIN HENÜZ YARISI İNCELENDİ, 58 BİN BAŞVURU REDDEDİLDİ

OHAL Komisyonun 125 bin başvurudan şimdiye kadar 58 bin dosyayı reddettiğini, 4 bin 700 işe iade kararı verdiğine işaret eden Eski şöyle konuştu:

“15 ay gibi süreyle kurulan komisyon süresini çoktan aştı ve henüz dosyaların ancak yarısını inceleyebildi. Diyelim ki komisyondan ret cevabı aldınız, başvurunuz kabul edilmedi, komisyon size gerekçeli bir karar vermiyor, genel geçer kavramlarla reddedildiğine dair cevap alıyorsunuz. bu süreçten sonra İlk Derece İdare Mahkemesi, daha sonra Bölge İdare Mahkemesi, ondan sonra Danıştay ve en sonunda da Anayasa Mahkemesi’ne başvurabiliyorsunuz. İlk Derece İdare Mahkemesi sadece Ankara’da var, bu yetkiyi tek bir mahkemeye verdiler. Bu mahkeme on binlerce dosyaya nasıl bakıp karar verebilecek bu da ayrı bir konu.

DAMGALANMA SÜRECİNE MARUZ KALIYORLAR

Sosyal olarak bir damgalama sürecine maruz kalıyorlar. Psikolojik sorunlar yaşıyorlar, sağlık hizmetlerinden faydalanamıyorlar, hiçbir şey yapmalarına müsaade edilmediği gibi iş de bulamıyorlar. Akademisyenlerin inşaatlarda çalışması, memurların kombi tamirciliği, hakim, savcıların garsonluk yapması gibi örneklere rastlıyoruz. Eğitimli insanların geçimlerini sağlamak için çok düşük ücretle çalışıyorlar. Evlerini arabalarını satmaları, yalnızlaştırılmaları, terörist damgası yemeleri, suçlarını bilmemeleri bu kesimde ağır psikolojik travmalara yol açıyor. Bu süreçte ruh ve beden sağlığını kaybedenler var, intihar edenler var.”

İADE DE TAM ANLAMIYLA BİR İADE DEĞİL

İnceledikleri 109 karardan 7’sine iade verdiklerini söyleyen Beril Eski, bu iadelerin de tam anlamıyla bir iade olmadığını söyledi: “Çalışmadığınız dönemin maaşını alıyorsunuz ama faizini alamıyorsunuz. İşe iade ediliyorsunuz ama daha düşük bir pozisyonda işe başlıyorsunuz. Akademisyenler eski çalıştıkları kuruma değil, 2016’dan sonra kurulan İstanbul, Ankara, İzmir dışındaki üniversitelere yerleştiriliyor. Ya da akademik kadroda değil, araştırma merkezinde görevlendirme yapılıyor. Tam anlamıyla ve etkin bir şekilde iade sağlanmıyor. Tazminat ve onarım sürecinin de eksik yürüdüğünü tespit ettik.”

KOMİSYON TARAFSIZ VE BAĞIMSIZ DEĞİL

Komisyonun 7 üyesinin cumhurbaşkanlığı, adalet ve içişleri bakanlığı tarafından, iki üye de HSYK tarafından atandığını belirten Eski, bu durumun komisyonun bağımsız ve tarafsızlığına gölge düşürdüğünü, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AHİM) OHAL Komisyonunun tarafsız ve bağımsızlığını inceleme yetkisini saklı tuttuğunu hatırlattı.

KOMİSYON ÜYELERİ DE TEHDİT ALTINDA 

Eski komisyon üyelerinin de psikolojik baskı ile çalıştıkları ifade ederek “Komisyonun bağımsızlığı ile ilgili ciddi şüpheler var. Ayrıca cumhurbaşkanlığı komisyon üyelerini, terör örgütüyle iltisaklı diye görevlerine aniden son verebiliyor. Dolayısıyla komisyonun değerlendirme yapan üyeleri de değerlendirdiklerini kişilerin yaşadıkları yaşama tehditi altında.” dedi.

ADALETE GÜVENİ KAYBETMİŞ DURUMDALAR

Komisyonun mağdur edilenlere ne kadar bir sürede cevap vereceğinin belli olmadığını değinen Eski, şunları kaydetti:

“Geç gelen adalet, adalet değildir. Bu çalışmanın bu kadar uzun sürmesi adaletin sağlanamayacağı anlamına geliyor. İnsanlar çok çaresiz adalete olan güvenlerini kaybetmiş durumdalar, hukukun temel ilkeleri ihlal edildi. Ulusal ve uluslar arası hukuk ilkeleri çiğnendi. 33 bin 500 öğretmen, 7 bin sağlık çalışanı, 31 bin 500 polis, 6 bin akademisyen, 13 bin asker ve 39 bin diğer kamu çalışanı ihraç edildi. Güvenlik açığı kapatılabilir, çok kısa bir eğitimle kişiler asker polis olabilir ancak bir akademisyen bir doktor, öğretmen kısa süreli eğitimle yetiştirilemez. Uluslararası Af Örgütü olarak Türkiye’deki keyfi sürecin sona ermesi, herkesin işine geri iade edilmesi, KHK’ların kaldırılması, kayıpların tazmin edilmesidir.”

İHRAÇ GEREKÇELERİ SUÇ OLMAYAN SEBEPLER

İhraç sebeplerinin hukuk en temel ilkesine aykırı olduğunu ifade eden Beril Eski, “Siz hangi davranışınızdan dolayı ve ne yaptığınızı bilmeden ihraç ediliyorsunuz ve buna karşı kendinizi yazılı olarak savunabiliyorsunuz. Tanık gösteremiyorsunuz, sözlü savunma yapamıyorsunuz, duruşma görüşme gibi bir prosedür işletemiyorsunuz. Sendikaya üye olmak, banka hesabı, kızının belli bir okula gitmesi ihraç sebebi. Aslında bunlar suç değil. Daha sonra bunlar suç ilan edilse bile yapıldığı dönemde suç değil. Hukukun en temel ilkelerinden biri suçun net ve kesin olmasıdır. Önceden bellidir, tanımlanmıştır. Suç işlendiği tarihte suç olarak tanımlanmamışsa geriye yönelik işletemezsiniz. Yapıldığı tarihte suç olmayan bir şeyden dolayı insanları yargılayamazsınız. O açıdan hiç adil bir süreç değil.” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Genel

Osman Kavala’nın Anayasa Mahkemesi başvurusu reddedildi

Osman Kavala’nın Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru sonuçlandı. Mahkeme müebbet hapsi istenen Kavala’nın bireysel başvurusunu reddetti. Kavala yaklaşık iki yıldır tutuklu.

Anayasa Mahkemesi, Gezi eylemlerini organize ettiği iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen iş insanı Osman Kavala’nın tutuklanmasının ardından yaptığı bireysel başvuruyu oy çokluğuyla reddetti. Yüksek Mahkeme, yıllardır beklettiği ve Mayıs ayında gündemine aldığı gazeteciler Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Cumhuriyet davası sanığı gazetecilerden sonra Kavala’nın başvurusunu da geri çevirmiş oldu.

GEZİ VE 15 TEMMUZ’DAN YARGILANIYOR

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 15 Temmuz darbe girişiminde rolü olduğu ve Gezi eylemlerini organize ettiği iddialarıyla 1 Kasım 2017’de tutuklanan Kavala’nın dosyasını yaklaşık 2 yıl sonra bugün görüştü.

Mahkeme, Kavala’nın, “tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve tutukluluk incelemelerinin hakim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği” iddialarını ele aldı.

Genel Kurul, raportörün “hak ihlali” tespitinde bulunduğu Kavala’nın bireysel başvurusunda hak ihlali görmedi. Genel Kurul’un kararı 5’e karşı 10 üyenin oyuyla ve oy çokluğuyla aldığı öğrenildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Temmuz dosyasından çıkarttığı Kavala hakkında Gezi eylemlerini organize ettiği iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açmıştı. Kavala’nın da aralarında bulunduğu 2’si tutuklu, 6’sı firari 16 sanığın ilk duruşması, 24 Haziran’da İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Okumaya devam et

Genel

Paraları biten köylüler camiye minare süsü verilmiş ağaç dikti

Giresun’da köylüler, kendi imkanlarıyla köylerine yaptırdıkları caminin minaresine para yetmeyince, 20 metrelik köknar ağacını minareye benzetip caminin yanına diktiler.

Yeşilpınar köyü sakinleri topladıkları parayla Yağlıdere-Alucra yolu üzerine küçük bir cami yaptırdı. Ancak paraları caminin minaresini yapmaya yetmedi.Bunun üzerine yörede çokça bulunan köknar ağacından minare yapmaya karar verdiler.

Ormandan kesilerek vinç yardımı ile getirilen yaklaşık 20 metre boyundaki ağaç için 2 buçuk metrelik çukur kazıldı. Minare süsü verilen ağaç daha sonra açılan bu çukura dikildi.

Minare bölgeye gelen ziyaretçilerin de il odağı oldu. Minareyi gören fotoğraf çektirmeyi ihmal etmiyor.

Okumaya devam et

Öne çıkanlar