Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Diyarbakır’da parkta oturan bir genç polis kurşunuyla öldü. Polis ‘yanlışlıkla öldürdük’ dedi

Diyarbakır’da bu sabah bir parkta arkadaşıyla oturduğu sırada polis tarafından vurulan Recep Hantaş’ın ağabeyi Efe Hantaş, kendilerine “yanlışlıkla öldürüldü” dediğini ancak bunun doğru olmadığını ve kardeşinin daha önce polis tarafından tehdit edildiğini söyledi.

Diyarbakır Sümerpark’ta arkadaşıyla oturan Recep Hantaş (20) adlı bir genç, sabahın erken saatlerine doğru polis tarafından başından vurularak öldürüldü. Aktarılan bilgilere göre, ismi öğrenilemeyen arkadaşıyla parkta oturan Hantaş, polis tarafından açılan ateş sonucu gözünden, başından ve karnından vuruldu. Olay yerinde yaşamını yitiren Hantaş’ın cenazesi Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı.

MA’nın haberine göre polis, öldürülen Hantaş’ın ailesini sabah saatlerinde arayarak Dicle Üniversitesi Hastanesine gitmelerini söyledi. Bunun üzerine hastaneye giden aile fertleri, buradaki doktordan Hantaş’ın öldürüldüğü bilgisini aldı. Öldürülen Recep Hantaş’ın ağabeyi Efe Hantaş, yaşanan olaya ilişkin Mezopotamya Ajansı’na konuştu. Ağabey Hantaş, kardeşinin Yenişehir Şehitlik Semti’nde hurdacılık yaparak geçimini sağladığını dile getirdi.

‘İNANDIRICI DEĞİL’

Polislerin araması üzerine Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne gittiklerini anlatan ağabey Hantaş, hastaneye gitmelerine rağmen kimsenin kendilerine bilgi vermediğini ifade etti. Israrlı bekleyişlerinin ardından hastaneden bir doktorun yanlarına geldiğini vurgulayan Hantaş, doktorun kendilerine “Başınız sağ olsun Recep hayatını kaybetti” dediği belirtti.

Efe Hantaş

Bunun üzerine kardeşinin durumuna ilişkin yanlarına gittikleri polisten bilgi almaya çalıştıklarını ifade eden abi Hantaş, ancak polisin uzun bir süre kendilerine bilgi vermediğini kaydetti. Israrlı soruları sonucu polisin kendilerine “kardeşiniz arama listesinde olan biriyle görüştüğünü, operasyon yaptıklarını ve Recep’in burada yanlışlıkla öldürüldüğünü” söylediğini anlatan ağabey Hantaş, “Ancak, bu bize hiç inandırıcı gelmedi” dedi.

‘POLİSLER ÇOK TEDİRGİNDİ’

Hastanedeki polislerin cenazenin bir an önce alınıp defnetmeleri dayatmasında bulunduğunu anlatan ağabey Hantaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizler daha olayın şokundayken, yanımıza gelen polisler, cenazeyi morgdan hemen alıp mezarlığa götürmemizi istedi. Polisler çok tedirgindi. Kardeşimin cenazesini alıp Yeniköy Mezarlığına gittiğimizde mezarlığın abluka altına alındığını gördük. Mezarlığın tüm kapıların önüne zırhlı araçlar konuşlandırılarak geçişlere kapatılmıştı. Bizim haricimizde kimseyi mezarlığa almadılar. Cenazenin dini vecibeleri yapılırken polisler bize sık sık ‘acele edin kalabalık olmadan bir an önce defnedin’ baskısı yaptı. Cenazeyi polis ablukasında alelacele bir şekilde defnetmek zorunda kaldık.”

‘RECEP DAHA ÖNCE TEHDİT EDİLDİ’

Kardeşinin daha önce polisler tarafından tehdit edildiğini vurgulayan Hantaş,” Recep bana polislerin GBT’sini yaparken kendisine ‘terörist’ dediklerini ve bu duruma itiraz edince ise tehdit edildiğini söylemişti. Bundan dolayı ne bir çatışmaya ne de ‘yanlışlıkla vuruldu’ beyanlarına inanırım” diyerek, tepkisin dile getirdi.

Polisin anlattıklarına inanmadıklarını ve olayın tek tanığının ise gözaltında olduğuna dikkat çeken Hantaş, Adli Tıp’tan gelecek raporu beklediklerini söyledi. Ağabey Hantaş, raporun ellerine ulaşmasıyla birlikte Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına giderek suç duyurusunda bulunacaklarını dile getirdi.

Genel

AKP’nin ‘fetvacısı’ da isyan etti: Zenginleşen ‘dindarlar’ lüks ve israfta dinsizleri fersah fersah geçti

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen ve AKP çevrelerince görüşleri bir fetva olarak algılanan Hayrettin Karaman, dindarların zenginlikle imtihanını eleştirdi.

Karaman, Yeni Şafak’taki yazısında, “Eline para geçen, zengin ‘dindarlar’, lüks ve israfta dinsiz olanları ‘fersah fersah’ geçti” yorumunu yaptı.

Kahraman şöyle dedi: “Eline para geçen ve zengin olan ‘dindarlar(, lüks ve israfta dinsiz veya dini hayatı gevşek/kusurlu olanları fersah fersah geçtiler.”

ÖRTÜLÜ AÇIKLAR

“Müslümanca örtünmenin içtimai hayata katılmaya engel olmaması için yıllarca mücadele ettik, değerli bedeller ödendi, sonunda engeller kalktı, bu defa da sözde örtünenler “örtülü açıklar” nitelemesinin örneği haline geldiler” diyen Karaman, son yıllarda okullara Kur’an-ı Kerim, Peygamberimizin Hayatı ve İslam Bilgisi derslerinin konduğunu hatırlattı.

Karaman, “Yüzde 99’u Müslüman olan bu ülkede bu dersleri seçen insan sayısının azlığı ibretlik bir olaydır” dedi. Başörtüsü engelinin kalktığını da belirten İslamcı yazar, “Bu defa da sözde örtünenler ‘örtülü açıklar’ nitelemesinin örneği haline geldiler” görüşünü dile getirdi.

KAMU OTORİTESİ YETKİLERİNİ KÖTÜYE KULLANIYOR

Karaman, eleştirilerini şöyle sürdürdü: “Birçok ‘dindar’ işadamının işyerinde Müslümanca düzen, hakkını verme ve liyakati gözetme yok. Birçok ‘dindar’ (böyle görünen ve bilinen) olup kamu otoritesi kullanan kimsenin elindeki imkân ve yetkiyi kötüye kullandığına dair pek çok örnek var.”

Ensar Vakfı, Süleyman Soylu’ya sahip çıktı: Her zamankinden daha fazla arkasındayız

Okumaya devam et

Genel

TBMM’de ekmek hazımsızlığı: Mansur Yavaş başkan olunca Halk Ekmeği alımı durduruldu

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) lokantasına alınan ekmeklerin, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Halk Ekmek’ten satın alınmasına son verildiği ortaya çıktı.

Mansur Yavaş’ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olmasının ardından TBMM Destek Hizmetleri Başkanlığı’nın Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ait Halk Ekmek’te alımı durdurduğu öğrenildi.

TBMM’nin lokantasındaki değişikliği sosyal medya hesabından duyuran İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Erozan, “Mansur Yavaş’ın Ankara Belediye Başkanı olmasıyla birlikte ekmek tedarikinin el değiştirdiğine ilişkin belirtiler var.” yorumunda bulundu.

Okumaya devam et

Genel

Anne, baba ve 6 kardeşi gözünün önünde öldürülen Ermeni araştırmacının arşivi açıldı

100 yıldır devam eden Ermeni soykırımı iddialarını belgeleyen Sivaslı Krikor Gergeryan’ın özel arşivi dijital ortama aktarıldı. Arşivde yer alan yaklaşık 800 Osmanlıca telgraf ile 1915 yılında verilen ‘Ermenileri imha edin’ emirleri ortaya konuluyor.

BOLD- Ermeni soykırımı iddialarını belgeleyen Rahip Krikor Gergeryan’a ait özel arşiv internet ortamında araştırmacıların istifadesine sunuldu. Türk ve Ermeni akademisyenlerden oluşan 11 kişilik ekip tarafından Türkçe ve İngilizceye çevrilip, tasnif edilerek kataloglanan 700-800 Osmanlıca belge, 1915’te yaşandığı iddia edilen soykırımı belgeliyor.

Aralık 2018’de dijitale aktarılan arşivin sahibi Clark Üniversitesi’nden tarihçi-sosyolog Prof. Taner Akçam, arşivle ilgili Batı Alman Radyo ve Televizyon Kurumu (WDR) çatısı altında yayın yapan Almanca-Türkçe haber portalı Sansürsüz Türkiye’ye bir röportajda verdi. Akçam röportajda İstanbul Mahkemeleri yargılanmaları sırasında ele geçirilen, Ermenilerin doğrudan öldürülmesi emirlerini de içeren telgrafları, ifadeleri ve tutanakları anlatıyor. Röportajdan başlıklar şöyle:

SİVAS DOĞUMLU KRİKOR GERGERYAN KİMDİR?

Kendisi Sivaslı. Sivas’ın Gürün kazasından. 1911 yılında doğuyor. 12 kardeşler ve Krikor Gergeryan Ermeni tehciri sırasında anne babasının ve altı kardeşinin öldürülmesini kendi gözleriyle görüyor. Sonra, daha önce Kahire’ye gitmiş olan abisinin yanına gidiyor. Ve papaz olmaya karar verip Roma’da Katolik üniversitesinde okuyor. Ömrünü Ermeni din adamlarının soykırım sırasındaki imhalarını araştırmaya adıyor.

BELGELERİN ORİJİNALLERİ GENELKURMAY BAŞKANLIĞI ARŞİVLERİNDE GİZLİ TUTULUYOR

Gergeryan arşivinin bir kısmını anlatıyorum size. Bu anlattığım kısma Patrik Zevan Arşivi de diyoruz veya İstanbul Patrikliği Soykırım Arşivi de diyoruz. Bunların içinde şu belgeler var: Birincisi İstanbul yargılanmaları sırasında ele geçen hakiki telgraf örnekleri. Ölüm emirlerini de içeren şahit ifadeleri ve önemli Osmanlı bürokratlarının İttihatçı yöneticiler ve katiller arasında verdikleri ifadeler ve daha da önemlisi suçlanan kişilerle ilgili yapılan soruşturma tutanakları.

Bu belgelerin hepsi bugün muhtemel Genelkurmay Başkanlığı arşivinde veya mahzenlerinde bir yerde gizli ve saklı tutuluyor. Bugüne kadar kimsenin hizmetine sunulmadılar. İlk defa bu belgeler, bu şekilde açığa çıkmış oldu. İstanbul mahkemeleri yargılanmaları sırasında ele geçirilen Ermenilerin doğrudan imhası emirlerini de içeren telgraflardan, ifadelerden ve tutanaklardan bahsediyoruz.

İKİ ÖNEMLİ BELGENİN ORİJİNALİNİ YAYINLADIM

İki belgeyi örnek vermek isterim. Bu iki belgede zaten İstanbul yargılanmalarında, İttihatçı yöneticilere karşı yapılan yargılamalarda ana kaynak olarak kullanıldı ve dönemin Takvim-i Vekayesi’nde yayınlanmış olan iddianamede de yer aldı. Yani savcılık makamı benim sözünü ettiğim iki belgeden alıntı yaparak iddianamesinde sanıkları suçladı. Bugüne kadar Türk hükümeti ya da Türk hükümetinin tezlerini destekleyenler hep şu iddiayı ileri sürdüler, ‘savcının orijinal bir belgeden alıntı yaptığını nereden biliyoruz’. Bunlar sahtedir dediler. Ben bu iki belgenin orijinalini de bu arşivde gördüm ve yayınladım.

ORADAKİ ERMENİLERİ ÖLDÜRDÜNÜZ MÜ?

Birincisi Teşkilat-ı Mahsusa’nın yöneticisi olan Bahattin Şakir’e ait bir telgraf. Bahattin Şakir temmuz ayında Erzurum’dadır ve Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki ölümleri, imhaları koordine etmektedir. Ve Erzurum’dan o zamanki ismiyle Harput bugünkü ismiyle Elazığ şehrine oradaki öldürme işlerini yürüten katib-i mesule bir telgraf çekiyor ve diyor ki, ‘Oradaki Ermenileri öldürdünüz mü? Öldürme işlemi bitti mi? Yoksa öldürmek üzere başka bir yere mi gönderdiniz? Acele bana hemen cevap veriniz’. diyor bu telgrafta.

6 AY OSMANLI ARŞİVİ’NDE ÇALIŞTIM, ŞİFRELEME SİSTEMLERİ AYNI

Telgrafın özelliği şu: Birincisi telgraf resmi Osmanlı içişleri bakanlığı mektup başlığı ile kayda geçmiş mahkeme tarafından. İkincisi mektup zaten bir telgraf bu, beş rakamlı şifrelerden oluşuyor. Ben Osmanlı Arşivi’nde 6 ay çalıştım ve inanılmaz bir keşifte bulundum. O da şu: Şu anda İstanbul’da Osmanlı Arşivi’nde bulunan belgelerdeki şifre sistemi ile bu Şakir’in telgrafındaki şifre sistemi aynı. Yani dolayısıyla belgenin sahteliği konusunda söylenebilecek hiçbir şey yok. Bu belge sahte ise arşivimizdeki bütün belgeler de sahtedir. Dolayısıyla bu imhanın doğrudan hükümet tarafından yapıldığını gösterir en kuvvetli delillerden birisi.

ÜÇÜNCÜ ORDU’NUN TALİMATI: ERMENİLERİ SAKLAYAN MÜSLÜMANLAR İDAM EDİLECEKTİR

İkinci belgem, yine benim çok önem verdiğim bir belge. Üçüncü Ordu Komutanı Mahmut Kamil Paşa’ya ait. Doğu Anadolu Bölgesi’nde sevkiyat yapıldığı zaman bütün sevkiyat Üçüncü Ordu’nun yetki alanındaki şehirlerde oluyor. Bundan dolayı Üçüncü Ordu da bu olaydan sorumlu. Fakat Müslümanlar çok sayıda hükümetin kontrolü dışında Ermeni hayatı kurtarmaya başlıyorlar. Ermenileri evlerinde saklıyorlar. Bunun üzerine Üçüncü Ordu Komutanlığı ‘Her kim ki evinde Ermeni saklar evi yakılacaktır ve kapısının önünde de bu kişi idam edilecektir’ diye bir emir yayınlar bütün bölgelere. Bu belgenin orijinali de Osmanlı Arşivi’nde şu anda kayıp. Ben Kudüs Arşivi’nde buldum.

Bunun gibi Yozgat Davası var örneğin. Yozgat Davası’na ilişkin 70’in üzerinde telgraf var ve bunların içinde ‘Efendim sevkiyat imha anlamındadır, Yozgat Boğazlıyan kaymakamı şu kadar Ermeniyi şu tarihte şurada imha etmiştir.’ diyen ifadeleri ve emirleri de içeren telgraflar var. Yani son derece önemli belgeler.

24 NİSAN’DA TUTUKLANAN AYDIN ARAM ANDONYON BELGELERİ

İstanbul yargılanmalarından ayrı olarak bir de Aram Andonyon Belgeleri dediğimiz belgeleri buldum bu arşivde. O da şu… Aram Andonyon bir Ermeni aydınıdır ve 24 Nisan’da tutuklanan aydınlardan biridir ve tesadüfen kurtulur ve Halep’e ulaşır. Halep’te 1918’in Kasım ayında Halep Sevkiyat Müdürlüğü’nde çalışan Naim Efendi isimli bir Osmanlı bürokratından birtakım telgraf örnekleri alır.

TALAT PAŞA’NIN İMHA EMİRLERİ

Bu bizim literatürümüzde Naim Efendi Hatıratı diye bilinir. Naim Efendi Sevkiyat Müdürlüğü’nde oturmuş, aşağı yukarı 52 telgrafın el yazısı kopyasını çekmiştir ve kendi el yazısı kopyaları Aram Andonyon’a para karşılığında satmıştır. Bu telgrafların içerisinde 7-8 tane doğrudan öldürme emri var. Talat Paşa İstanbul’dan Halep Valiliği’ne diyor ki, ‘İttihat Terakki Merkezi Umumisi Ermenilerin toptan imhasını kararlaştırmıştır. Yaşlı çocuk demeden vicdanınızın sesinini dinlemeden bu milleti toptan imha edeceksiniz.’

Ve bunları Aram Andonyon 1921’de kitap olarak yayınlıyor. 1983 yılında Türk Tarih Kurumu ‘Talat Paşa’ya Ait Sahte Telgraflar’ diye bir kitap yayınlayarak Aram Andonyon’un kitabını yani Naim Efendi’nin el yazması belgelerinin, bu orijinal belgelerin sahte olduğunu iddia ettiler ve dediler ki, ‘Naim Efendi diye bir Osmanlı bürokratı yok. Böyle bir adam olduğunu Aram Andonyon uydurmuştur. Bu hatırat da uyduruktur. Olmayan bir adamın hatıratı olamaz. Hadi göstersinler bu hatıratı, nerede bu’.

GERGERYAN EL YAZMASI BELGELERİN FİLMİNİ ÇEKMİŞ

Artı telgrafların üzerindeki şifreleme sistemi sahtedir. Çok kuvvetli argümanlardı. Bundan dolayı 1983’ten sonra ben dahil hiçbir araştırmacı bu belgeleri kullanmadı. Fakat şimdi ben gördüm ki rahip Krikor Gergeryan 1951’de Paris’e gitmiş ve bütün bu el yazmalarının filmini çekmiş. Bu belgelerin de filmini çekmiş. Ve ben sonuçta hem bu belgelerdeki bilgilerin hem de şifreleme tekniklerinin şu anda Osmanlı Arşivi’ndeki şifreleme tekniğiyle aynın olduğunu gösterdim ve ispat ettim.

100 YILDIR İDDİA EDİLEN TEZ ÇÖKTÜ, DOĞRU DÜRÜST BİR TEPKİ OLACAĞINI SANMIYORUM

Dolayısıyla Türk hükümetinin 100 yıldır iddia ettiği Osmanlı hükümetinin merkezi olarak Ermenileri imha etme emri yoktur tezi büyük ölçüde çökmüş vaziyette. Henüz bir tepki yok, doğru dürüst bir tepki olacağını da zannetmiyorum. Çünkü bu 100 yıllık ezberlenmiş iddiaların kökten imhası anlamına geliyor. Elbette ki imhaya devam edilebilirler. Ama kendilerine yeni bir imha stratejisi bulmak zorundalar.”

İstanbul Mahkemeleri ve Naim Efendi el yazmalarına dair 700-800 civarında Osmanlıca belgenin yer aldığı Krikor Gergeryan arşivine wordpress.clarku.edu/guerguerianarchive/tr/arsiv-hakkinda-genel-bilgi adresinden ulaşılabilir. Türkçe transkripsiyonları da yapılan belgeler indirilip Osmanlıca, Türkçe ve İngilizce olmak üzere üç dilde okunabilir.

Prof. Taner Akçam

 

Okumaya devam et

Öne çıkanlar