Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

AP Türkiye Raportörü Kati Piri: AB’nin sessizliği Erdoğan’ın otoriterliğine güç veriyor

Avrupa Birliği’nin yasama organı olan Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye Raportörü Hollandalı Parlamenter Kati Piri, “Eğer önümüzdeki seçimlerde parlamentoya yeniden seçilirsem, Selahattin Demirtaş’ın evine, eşi Başak hanım ve çocukların yanına döneceği güne kadar savaşamaya devam edeceğimi garanti ederim” dedi.

“AB’nin sessizliğinin Erdoğan’ın otoriterliğine güç verdiğini” söyleyen Kati Piri, “AB ne kadar sessiz kalırsa, Erdoğan o kadar istediği her şeyi yapabileceğini ve yanına kalacağını düşünüyor. Bu nedenle buna karşı bizim AP’de güçlü bir ses çıkarmamız gerekiyor. Ve sadece Türk devletini değil aynı zamanda, Türkiye’de yaşananlara karşı ilgisiz kalan AB hükümetlerini de eleştirmeye devam etmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Türkiye’de yaşanan antidemokratik uygulamalar ve insan hakları ihlalleri ile ilgili sert eleştiriler içeren rapor hazırlayan Kati Piri, Türkiye ile müzakerelerin durdurulmasının istenmesine rağmen istenilen reformların gerçekleşmemesi ile ilgili açıklamada bulundu.

ANF’nin sorularını yanıtlayan Kati Piri, Türkiye’de yaşanan ihlalleri AP’de açıkça dile getirmenin önemli etkiye sahip olduğunu vurguladı. Türkiye’nin istenen reformları gerçekleştirmediği taktirde Avrupa Birliği’nin (AB) ayırdığı fonlardan faydalanamayacağını ifade etti.

Kati Piri açıklamasının devamında “Bizler bütçe konusunda eş karar verici mekanizmayız, Türkiye’ye ayrılan fonlar, AB-Türkiye antlaşması çerçevesinde mülteciler için harcanması gereken 6 milyar Euro. (Para çok önemli bir boyut) AP bu konuda eş kanun koyucu merci. Şimdiye kadar gördüklerimiz devam eder ve Türkiye kanunlara uymazsa fonları keseriz.” dedi.

“Türkiye vatandaşlarının vizesiz seyahati konusunda, biz eş karar verici parlamentoyuz” diyen Kati Piri,  “Anti terör yasasında asli reformlar görmek istiyoruz, bunlar olmazsa vizesiz seyahati kabul edemeyiz. Sonra gümrük birliği var. Türkiye içerisindeki en büyük yatırımcı Avrupa Birliği (AB). Yani ticaret ilişkilerimizde önemli bir boyut. Gümrük Birliği’nin yenilenmesi ve modernize edilmesi için de AP’nin onayına ihtiyaç vardır.” ifadesini kullandı.

“TÜRKİYE’NİN AB İLİŞKİLERİNDE AP’NİN ONAYINA İHTİYACI VAR”

Türkiye’nin AB ilişkilerinin her aşamasında AP’nin onayına ihtiyacı olduğunu vurgulayan Kati Piri, “Bu yüzden Türkiye’de yaşananlarla ilgili yapılan ağır eleştirileri umursamazlık yapamazsınız.” dedi.

“AP’nin aldığı karara rağmen, AB neden resmi olarak müzakereleri dondurmuyor?” sorusuna cevap veren Piri, “AB liderlerinin Haziran’da ne yapacağını görmemiz gerekiyor. Haziran’da toplantı var ve bu toplantıda AP’nin müzakerelerin durdurulması çağrısı görüşülecek. Dürüst olmak gerekirse, biz parlamentoda oy çokluğuyla bu kararı aldık, parlamentonun çoğunluğu Türkiye’deki mevcut hükümet yüzünden müzakerelerin hemen durdurulması taraftarı.” şeklinde cevapladı.

AB Konseyi’nde ülke liderleri oy birliği ile karar vermeleri gerektiğini ifade eden Kati Piri, “Macaristan başkanı Victor Orban ve Polonya başkanı gibi liderler Erdoğan’ı kızdırmak istemiyorlar, çünkü AB ve Türkiye’nin göçmen anlaşmasının devam etmesini istiyorlar. Bu yüzden AB liderlerinin Türkiye’ye karşı bir strateji eksikliği görebiliyoruz. Bu çok sinir bozucu.” ifadesini kullandı.

“İSTİKRAR OLDUĞU MÜDDETÇE SESSİZ KALMAYI TERCİH EDİYORLAR”

“Avrupa sürekli değerlerden ve insan haklarından bahsediyor ama gerçekte harekete geçmeye gelince bu değerleri sıklıkla unutuyorlar.” eleştirisinde bulunan Kati Piri, “Türkiye’ye karşı gördüğümüz de bu. Bence birçok Avrupalı politikacı, “Türkiye NATO üyesi, OSCE üyesi, AK üyesi ve onu zorlamak istemiyoruz, bizden çok uzaklaşmamalı, doğuya doğru uzaklaştırılmamalı, batıya bağlı kalmalı, ticari çıkarlarımız var” diye yaklaşarak bir şekilde istikrar olduğu müddetçe sessiz kalmayı tercih ediyorlar.” dedi.

“AB’NİN SESSİZLİĞİ ERDOĞAN’IN OTORİTERLİĞİNE GÜÇ VERİYOR”

Avrupalı liderlerin bu politikasına tamamen karşı olduğunu belirten Kati Piri, “Benim gördüğüm, AB’nin sessizliği Erdoğan’ın otoriterliğine güç veriyor, AB ne kadar sessiz kalırsa, Erdoğan o kadar istediği her şeyi yapabileceğini ve yanına kalacağını düşünüyor. Bu nedenle buna karşı bizim AP’de güçlü bir ses çıkarmamız gerekiyor. Ve sadece Türk devletini değil aynı zamanda, Türkiye’de yaşananlara karşı ilgisiz kalan AB hükümetlerini de eleştirmeye devam etmemiz gerekiyor.” şeklinde ifade etti.

“DEMİRTAŞ İÇİN SAVAŞACAĞIM”

“HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş, AİHM kararına rağmen halen cezaevinde tutuluyor. Sizin de defalarca çağrılarınız oldu, AP’nin yeni girişimleri olacak mı?” sorusuna cevap veren Kati Piri, “AP’de bugün son günümüz. Seçimlerden sonra yeni bir parlamento kurulacak. Eğer önümüzdeki seçimlerde parlamentoya yeniden seçilirsem, Selahattin Demirtaş’ın evine, eşi Başak hanım ve çocukların yanına döneceği güne kadar savaşamaya devam edeceğimi garanti ederim.”dedi.

Diktatörlüğün Gizli Orduları-7: 15 Temmuz ve cevapsız kalan sorular…

Gündem

O kazayla birlikte insanlıkta ölmüş: 120 TL vereyim dava açmayın

Gazeteci Mustafa Hoş’un Çorlu’da gerçekleşen tren kazasını ele aldığı “Ölüm Treni” adlı çalışması A7 Kitap tarafından yayımlandı.

Mustafa Hoş, yolcu treninin devrilmesi sonucu toplam 25 kişi hayatını kaybettiği ve 340 kişi yaralandığı Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde gerçekleşen facianın “gizlenen gerçeklerini” kaleme aldı.

Bilirkişi raporunda, kazanın, menfez ile rayların arasının sağanak nedeniyle boşalması sonucu meydana geldiği belirtilmiş, kaza sonrasında yaşanan gelişmeler ortaya çıkan ihmaller çok konuşulmuştu.

“120 TL VEREYİM DAVA AÇMAYIN”

Mustafa Hoş, adalet ve vicdan kavramlarını yeniden sorgulatacağı çalışmasında faciada eşi Özcan Cesur’u kaybeden Hacer Cesur’un, eşi için vergi dairesine “borcu yoktur” yazısı için gittiği ve ardından yaşananları da anlattı

“Borcu yoktur” yazısının çıkartılması için kendisinden 120 lira istenen Cesur’un, “Benim eşim, devletin sahip olduğu trende öldü. Hâlâ üç kuruşun hesabı yapılıyor” dediği anlar, “’120 TL Vereyim Dava Açmayın’ Diyen Görevli Kimdi?” başlıklı bölümde şöyle anlatıldı:

“Aileleri ziyaret eden TCDD heyetinin davranışları akıl alacak gibi değildi. Yaptıkları işin adı taziye ziyareti idi ama asıl amaçları dava açılmasını engellemekti. Acılarının en derin yerinde ailelere bu ahlaksız teklifi yapmakta zerre tereddüt etmediler. Faciada yanı başında eşi Özcan Cesur’u kaybeden Hacer Cesur’u da ziyaret ettiler.”

“BENİM EŞİM DEVLETİN SAHİP OLDUĞU TRENDE ÖLDÜ”

“Ziyaret ettikleri sırada Hacer Hanım vergi dairesinden geliyordu. Eşi için, ‘borcu yoktur’ yazısı gerekiyordu. Ama bunun için 120 lira para istemişlerdi. Yanında o kadar para olmadığı için ödeyemedi. Vergi dairesi de yazıyı veremedi. Bunu anlattı TCDD heyetine ve ekledi: ‘bize niye böyle davranılıyor? Benim eşim, devletin sahip olduğu trende öldü. Hâlâ üç kuruşun hesabı yapılıyor!’ TCDD heyetinde bulunan avukat hemen söze girdi; ‘Ben 120 lirayı veririm. Merak etmeyin. Ama siz de dava açmayın.’

Okumaya devam et

Gündem

Tutuklu hakim ve savcıların mektupları, Avrupa’daki adliyelerde sergilenecek

15 Temmuz’dan sonra meslekten ihraç edilen binlerce hâkim ve savcıdan tutuklu olanların yakınları tarafından gönderilen mektuplar, Avrupa genelindeki birçok adliye ve mahkemelerde sergilenecek.

“Demokrasi ve Özgürlükler için Avrupa Hâkimleri” (MEDEL) Türkiye’de 15 Temmuz’un ardından toplu şekilde ihraç edilen veya tutuklanan hakim ve savcıların yaşadıkları hukuksuzlukları gündemine aldı.

Tutuklu hâkim ve savcıların yakınlarının MEDEL’e gönderdiği mektuplar, Avrupa’daki tüm halkların okuması için 12 dile çevrildi. Mektuplar Avrupa genelinde mahkeme ve adliyelerde sergilenecek.

MEDEL Türkiye’deki yargı bağımsızlığı konusunda endişelerini internet siteleri üzerinden yayınladıkları bir yazılı açıklama ile duyurdu.

“CEZAEVİNDEKİ MESLEKTAŞLARIMIZI YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

euronews Türkçe’ye konuşan MEDEL Başkanı Felipe Marques “Türkiye’deki meslektaşlarımıza kendilerini hiç bir zaman yalnız bırakmayacağımızı ve unutmayacağımızı söylemek istiyoruz. Avrupalı savcı ve hakimlere ise insan haklarını savunan bir tek hakimin bile cezaevinde olması halinde hiç bir hakim ve savcının dünyanın herhangi bir yerinde kendini gerçek anlamda özgür hissedemeyeceğini belirtmek istiyoruz.” dedi. Marques ayrıca “Yargıçlar ve Savcılar Birliği YARSAV’ın hükümet tarafından kapatılmasını tanımıyoruz, bu yüzden YARSAV hala MEDEL üyesi.” dedi.

“HUKUKU SAVUNANLAR YA İHRAÇ EDİLDİ YA DA TUTUKLANDI”

MEDEL’in internet sayfasında 23 Mayıs tarihinde yapılan yazılı açıklamada “Son yıllarda Avrupa Birliği’nin içinde ve dışında vahim olaylar yaşandı. Ancak bizler Türkiye’de yargı bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğünü tamamen çökertmek için planlanmış bir şekilde hareket edilmesini başka hiç bir ülkede görmedik. 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana hukukun üstünlüğünü savunan bütün savcılar, hakimler ve avukatlar kendilerini hiç bir şekilde savunma hakkı garantisi verilmeden ya ihraç edildi ya da tutuklandı.” ifadeleri yer aldı.

“YARSAV HALA MEDEL’İN ÜYESİ”

Yaklaşık 10 Avrupa Birliği ülkesinde 22 Hakimler Birliği’ni temsil eden MEDEL’e üye olanlar arasında Türkiye’de kapatılan Yargıçlar ve Savcılar Birliği YARSAV da bulunuyor. MEDEL Başkanı Felipe Marques “YARSAV’ın hükümet tarafından kapatılmasını tanımıyoruz bu yüzden YARSAV hala MEDEL üyesi” açıklamasında bulundu.

Söz konusu yazılı açıklamada “2017 Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’nü kazanan YARSAV Başkanı Murat Arslan görevden alınarak tutuklandı. Temel uluslararası standartların ihlal edildiği bir sürecin ardından 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.” ifadeleri kullanıldı.

HAKİM VE SAVCI YAKINLARININ MEKTUPLARI 12 DİLE ÇEVRİLDİ

Avrupa Konseyi gözlemcisi konumunda bulunan MEDEL son yıllarda ihraç edilen veya tutuklanan hakim ve savcıların yakınları tarafından kendilerine gönderilen mektupları 12 dile çevirdi. Yorum eklenmeden olduğu gibi yayınlanan mektuplar ve mesajlar MEDEL’in internet sitesinde okunabiliyor. Yazılı açıklamada “Bu mektuplar Türkiye’deki hukuk devletinin hızlı çöküş sürecini inanılmaz bir şekilde ortaya koyuyor.” ifadeleri yer alıyor.

MEDEL’E ulaşan mektuplarda yer alan bazı mesajlar şöyle:

“Bizler, 3500 hakim ve savcı, herhangi bir delil olmaksızın, savunmamız alınmadan, darbeye katılmakla suçlandık, görevlerimizden uzaklaştırıldık. Hepsi bu değil, ülkemizde son dönemde yaşananlar, 15 Temmuz’daki darbe girişiminden daha kötü bir kabus.”

“Yaşananlar soykırım olarak tanımlanabilir. Çünkü bize yönelik uygulamalar şahsımızın yanı sıra aile üyelerimizi, eşlerimizi ve çocuklarımızı da hedef alıyor.”

“Ben bir cumhuriyet savcısı karısıyım. 15 Temmuz darbesi girişiminden sonra kocam önce açığa alındı, sonra meslekten ihraç edildi. Ardından da maaşına ve malvarlığımıza el kondu. Kocam, terör olaylarının yaygın ve şiddetli olduğu bir dönemde özveri ve fedakarlıkla yıllarca terörizmle mücadele etti.”

Mektuplar ile ilgili ilk sergi ve panel 31 Mayıs tarihinde Polonya’da yapılacak.

HSYK’dan ihraç edilen hakimi Columbia Üniversitesi havada kaptı 

Okumaya devam et

Gündem

Hakkari’de bir asker şehit oldu

Hakkari'de iş makineleriyle yol yapım çalışmasında bulunan işçilere PKK’lı teröristlerin saldırısı sonucu bölgede görevli bir asker şehit oldu.

PKK’lı teröristler, Hakkari’nin Derecik ilçesinin karşısında Irak’ın kuzeyindeki üs bölgesinde iş makineleriyle yol yapım çalışmasında bulunan işçilere havanla saldırdı. Saldırıda, bölgede görevli bir asker şehit düştü.

Irak’ın kuzeyinde bulunan Avaşin-Basyan bölgesindeki 2.550 metre rakımlı Sera Batin üs bölgesinde, iş makineleriyle yol yapım çalışması gerçekleştiren işçilere PKK’lı teröristlerce havanlı saldırı düzenlendi. Saldırıda, bölgede görevli 1 asker şehit oldu.

Okumaya devam et

Öne çıkanlar