Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Almanya’da Gülen Hareketi mensubuna yönelik nefret suçuna 9 ay hapis cezası

Almanya Nürnberg’te Hizmet Hareketi gönüllülerine hakaret ve tehdit eden Hakan Koçak’a mahkeme 9 ay hapis cezası verdi. Hakim ayrıca Koçak’a uzun uzun nasihat edip Almanya’nın bir hukuk devleti olduğunu anlattı.

BOLD Özel- Almanya’da Hizmet Hareketi üyelerine sokak ortasında küfür, hakaret ve tehdit eden Hakan Koçak’a (38) Nürnberg Mahkemesi, 9 ay hapis, 50 saat sosyal hizmet cezası verdi.

Bugüne kadar yaklaşık 10 adi suçla yargılanan, bu suçlar mahkemede hakim tarafından yüzüne bir kez daha okunan ve hepsini kabul eden Koçak, eğer 3 yıl içinde bir suç işlerse cezasını çekmek üzere hapse girecek.

Olay 22 Aralık 2017’de Nürnberg’de meydana geldi. Hizmet Hareketi üyesi 9 gönüllü aktivist CityPoint Nürnberg meydanında, Türkiye’deki tutuklu anneler ve 666 (o zaman 666 bebek hapisteydi) bebek için bir stant açtı. Amaçları yoldan geçenleri bilgilendirmek ve bu duruma dikkat çekmekti.

Bir süre sonra standa Hakan Koçak yanaştı ve fotoğraf çekip gitti. Koçak’ın Alman eşi “Lütfen devam etme” diyerek onu uyardı ve stanttan uzaklaştılar. 10-15 dakika sonra ise Koçak geri döndü ve bu kez aktivistler arasında bulunan ve broşür dağıtan Elektronik Mühendisi Sezgin Ç. (39), eşi Seher Ç., öğrenciler Mustafa M., Aysan A., Uğur A.’ya sorular sormaya başladı.

Olayın nasıl devam ettiğini Sezgin Ç. şöyle anlattı: “Bize önce ‘cemaatçi misiniz’ diye sordu. Ben de kim olduğunu ve kimliğini gösterirse bilgi vereceğimi söyledim. Politik nedenlerden dolayı orada olmadığımızı belirttim. Küfretmeye başlayınca buradan ayrılması gerektiğini, yoksa polisi arayacağımızı söyledim. Öfkelendi ve sözlü olarak saldırdı, hakaret, küfür tehditlere başladı. Kabini yıkacağını, çektiği fotoğrafları Nürnberg’teki Türk Konsolosluğu’na vereceğini söyledi. Ayrıca beni arka sokağa çağırdı. ‘Hesabını orada göreceğim’ diye öldürmekle tehdit etti.”

Seher Ç., Hakan Koçak ikinci kez geldiğinde telefonunun kamerasını açıp Koçak’ın o anlarını kaydetti. O dönemde sosyal medyada gündem olan videoda Koçak ağzı alınmayacak küfürler, ağır hakaretler, tehditler ediyor.

Biplemek zorunda kaldığımız küfürleri Sezgin Ç., mahkemeye sunduğu dilekçede Koçak’ın söylediği sıraya göre şöyle yazmış. 

1. Siz f… şerefsizler misiniz
2. Şerefsiz ahlaksızlar  
3. Vatan hainleri
4. Vatan haini p…
5. Hepiniz şerefsizsiniz
6. F… şerefsizler
7. Pislikler
8. Kanı bozuk şerefsizler
9. Hepiniz o…. ç…
10. Senin a… s…
11. A… k… fe…
12. A… k… çocukları
13. Ecdadınızı s…
14. P.çler 
15. A… k… vatan hainleri
16. Hepiniz o… ç…
17. Senin a… s…
18. Seni  tek yakalayacam
19. Senin a… a… k…
20. Polisin a… k…
21. Türkiye’de k… s…
22. P.ç kuruları
23. Hepinizin a… k…
24. Gel ananı s…

Uluslararası bir şirkette mühendis olarak çalışan Sezgin Ç. ve 9 aktivist olaydan sonra Nürnberg Adliyesi’ne suç duyurusunda bulundu. 9 Mayıs 2019 Perşembe günü görülen ilk ve son mahkemede Sezgin Ç.’nin belirttiğine göre Hakan Koçak’a ‘adam yaralama suçu’ndan 9 ay hapis, 50 saat sosyal hizmetlerde çalışma cezası verildi.

Bugüne kadar yaklaşık 10 adi suçla yargılanan ve bu suçları kabul eden Koçak, eğer 3 yıl içinde bir suç işlerse cezasını çekmek üzere hapse girecek. Özel bir şirkette kargo taşımacılığı yapan Koçak, bir Alman ile evli ve üç çocuk sahibi.

HAKİM UZUN UZUN NASİHAT ETTİ: BURASI HUKUK DEVLETİ

Nürnberg Mahkemesi hakiminin, Koçak’a uzun uzun nasihatta bulunduğunu söyleyen Sezgin Ç., ‘burasının Almanya olduğunu, hukuk devletinin işlediğini, farklı düşüncedeki hiç kimseye videodaki yaptığı gibi hakaret edemeyeceğini, insanları provake edip tehdit edemeyeceğini, bunları öğrenmesi gerektiğini tek tek anlattığını ifade etti.

SEZGİN Ç.: AMACIMIZ TUTUKLU BEBEKLERİ DUYURMAKTI

Biz bir çadır kurmuştuk. Tutuklu bebeklerle alakalı soru soranları bilgilendirirken bu şahıs geldi. Önümüzden geçti gitti. Eşim onu gördü ve beni uyardı. Fotoğrafımızı çektiğini söyledi. 10-15 dakika sonra tekrar geldi, telefonun kamerası açıktı bu kez. Stantta iki bayan arkadaşımız vardı. Önce onlara sataştı. Hakaretvari cümleler kurmaya başladı. Kızlar ‘biz sizin muhatabınız değiliz’ deyince bu sefer bana doğru geldi. Ben önce konsolosluktan biri sandım. Baktım küfrün dozu artıyor. Kim olduğunu sordum. Kimliğini göstermesini istedim. Göstermedi tabi ki. Söylediği küfürleri kendisine iade ettim. Bizim ona karşılık vermeyeceğimizi anlayınca ceketini çıkardı, bağırdı, çağırdı, videoda duyulan ağır hakaretleri etti. Biz de şikayette bulunduk. Yaklaşık 10 suça adının karışmış olduğunu biz de mahkemede öğrendik. Hepsinden şartlı tahliye almış biri.

BİR ARKADAŞIMIZIN BOĞAZINI TUTUP SALDIRDI

Savcılık hakkında ‘adam yaralama suçu’ndan 9 ay hapis cezası istedi. Çünkü o gün bizim bir arkadaşımızı boğazından tutarak saldırdı. İtmeye çalıştı. Daha önce bu tarz vukuatları olduğu için savcı bundan dolayı mahkeme açmış. Biz mahkeme de tanık olarak dinlendik. Ben, eşim, iki bayan arkadaş ve boğazını tuttuğu arkadaş. Taraf değildik orada, kamu davası olduğu için. Hakim suçlarını yüzüne karşı okudu.

NÜRNBERG TÜRK KONSOLOSLUĞU’NUN AVUKATI DA ORADAYDI

Koçak’ın eski avukatı Cüneyt G. de oradaydı. G., aynı zamanda Nürnberg’teki Türk Konsolosluğu’nun da avukatıydı. Hala devam ediyor mu bilmiyorum. Bir saat sürdü mahkeme. Şahıs bütün suçlamaları kabul etti. Dosyayı savcı okudu. Savcı daha fazla ceza istiyordu ama pazarlık denilen bir olay var. Avukat, savcı, hakim kendi aralarında anlaşıyor. 20 dakika pazarlık sürdü. Kararı açıkladılar. Biz bundan sonra tazminat davası açacağız.

AVRUPA SABAH’A VERDİĞİ RÖPORTAJI MAHKEME YALANLADI

Hakan Koçak, olayla ilgili 27 Şubat 2018’de Avrupa Sabah’a röportaj vererek “Ben kimseyi yaralamadım ve darp etmedim. Onlar üzerime yürüdü” demişti. Mahkemede Koçak’ın bu sözlerinin doğru olmadığı da ortaya çıkmış oldu.

Hizmet Hareketiyle ilgili sürekli nefret söylemini tetikleyen haberler yapan Avrupa Sabah, Hakan Koçak’ı, tamamen trol üslubuyla yazılmış aşağıdaki yalan haberle savunmuş, Almanya’da yaşadıklarını unutup insanları damgalamanın, hakaret ve küfür etmenin suç olduğunu bilmeden “Yemeyip içmeyip şikayete koşuyorlar” diye yazmıştı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tutuklu hamile Hatice Şahnaz dün gece doğum yaptı

3 haftalık hamileyken tutuklanan, sosyal medyadan yükselen tepkilere rağmen tahliye edilmeyen Hatice Şahnaz, dün gece doğum yaptı ve bebeğiyle hastanedeki mahkum odasına konuldu. Yarın hastaneden taburcu edilecek olan Şahnaz, bebeğiyle birlikte tekrar cezaevine gönderilecek.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD/ÖZEL –4 Eylül 2018’den bu yana Antalya Döşemealtı L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan Hatice Şahnaz (28) dün gece doğum yaptı. Antalya Muratpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bulunan anne ve bebeğin sağlık durumu şimdilik iyi.

Jandarmalar eşliğinde refakatçisiz olarak doğum yapan Hatice Şahnaz, ardından bebeğiyle birlikte hastanedeki “mahkum odası”na kondu.

Bir kız çocuk dünyaya getiren Hatice Şahnaz, cezaevine girdiğinde 3 haftalık hamileydi. Hamile olduğunu cezaevinde öğrenen genç anne, hamilelik gibi zor bir süreci cezaevinde geçirdi. 3 kilo dünyaya gelen bebeğe Safiye adı verildi.

BABA HÜSEYİN ŞAHNAZ: “KIZIMI VE EŞİMİ CEZAEVİNE GÖNDERMEYİN”

Baba Hüseyin Şahnaz, “Dün gece saat 1-2 gibi doğum başlamış. Hastaneye getirmişler. Normal bir doğum yapmış eşim. Kızım Safiye’nin ve eşimin sağlık durumu şimdilik iyi. Ama eşimin psikolojisi biraz kötü. Çok fazla dikiş atıldığı ağrısı olduğunu söyledi. Artık bu saatten sonra kanunların uygulanması istiyoruz. Eşimi ve kızımı cezaevine göndermeyin” dedi.

Bir ifadede adı geçtiği için tutuklanan Şahnaz’ın dosyası şu anda Yargıtay’da. 5275 Sayılı İnfaz Kanunu’na göre hamile kadınlar gözaltına alınamaz, tutuklanamaz, ceza infazı da doğumdan itibaren 6 ay sonraya ertelenmesi gerekiyor.

Tutuklu hamile Hatice Şahnaz’ın annesi: Doğuma beş gün kaldı, kızımı serbest bırakın

Tutukladığı hamile kadına hakim tesellisi: Üzülme 6 aylık olunca istinaf bırakır

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

HSYK’dan ihraç edilen hakimi Columbia Üniversitesi havada kaptı 

Uluslararası hukuk alanında Japonya’dan doktoralı hakim Emrah Tanyıldızı KHK’yla ihraç edildi. Türkiye’de ne avukatlık yaptırıldı ne iş bulabildi. Colombia Üniversitesi dahil 8 üniversiteden kabul aldı. Bir beyin sürgünü hikayesi…

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL

Türkiye’de büyük bir beyin göçü yaşanıyor. Yıllardır kendine yatırım yapan her meslek grubundan insan maruz kaldığı ötekileştirme sürecinden sonra ülkesini terk etti, ediyor.

Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından Şubat 2017’de ihraç edilen hakim Emrah Tanyıldızı (39) hiçbir gerekçe gösterilmeden mesleğinden edildi, gözaltına alındı. Ülkesinde tutunmak için çok uğraştı. Türkiye Barolar Birliğinden avukatlık ruhsatı almasına rağmen yaptığı haksız ve hukuksuz uygulamalarla bu dönemde tarihe geçen Adalet Bakanlığı onu da iptal ettirdi.

Tanyıldızı yine yılmadı. Japonya’da uluslararası hukuk alanında doktora yapan Tanyıldızı bu kez akademisyen olmak için şansını denedi. Başta Bilgi Üniversitesi olmak üzere İstanbul’daki tüm özel üniversitelere başvurdu. Hepsinde öğretim üyesi olabilecek donanıma sahipken öğrenci olarak dahi kabul edilmedi.

Ve çareyi 11 yıl hakimlik yaptığı ülkesinden ayrılmakta buldu. Meriç Nehri üzerinden önce Yunanistan’a, oradan da Amerika’ya geçen Tanyıldızı, ABD’de başvuru yaptığı 8 üniversiteden kısa bir sürede kabul aldı.

Fakat tercihi, haksızlığa maruz kalmış bir hukukçu olarak insan hakları hukukunda dünyada bir numaralı okul olarak gösterilen Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesinden yana. Kabul mektubu 15 Mayıs 2019’da eline geçen Tanyıldızı çok mutlu fakat okuyabilmek için bir kampanya başlattı.

Emrah Tanyıldızı yaşadıklarını BOLD’a anlattı:

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Erzincanlıyım. Tipik bir Anadolu ailesinde büyüdüm. Babam memur, annem ev hanımı. Lise eğitimimi Ankara’da tamamladım. 2005’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldum. 2007’de Hakim ve Savcılar Sınavını geçerek göreve başladım. Şırnak ve Tekirdağ illerinde görev yaptım. En son 2016 Haziran’da İstanbul Büyükçekmece Adliyesine atanmıştım.

Japonya’da doktora yaptınız sanırım. O eğitimizden bahseder misiniz?

O dönemde Avrupa Birliği fonları ve Amerika’da ve başkaca birçok yerde burs imkânı vardı. 2011’de Japon Milli Eğitim Bakanlığından bir burs kazandım (Monbukagakusho) ve Kyushu Üniversitesi’nde Young Leaders’ Program adlı bir master programına kabul edildim. Özellikle hukukçulara hitap eden uluslararası hukuk programdı. Bir yıl için gitmiştim, doktoraya devam ettiğimden 4 yıla çıktı eğitim. Uluslararası hukuk ve devletlerin sorumluluğu üzerine çalıştım.

Emrah Tanyıldızı doktora mezuniyetinde, doktora öğrencileri adına mezuniyet konuşmasını yapmıştı.

Türkiye’ye ne zaman döndünüz?

2015 Ekim ayında Tekirdağ’a görevimin başına döndüm. 2016 Haziran’da İstanbul Büyükçekmece Adliyesine yeni tayin olmuştum. 15 Temmuz’dan kısa bir süre önce. Evde oturuyordum, evde televizyon olmadığı için darbe girişiminden haberim yoktu. Hatta çok ilginç bir şey anlatayım. Darbe haberini Japon bir arkadaşım arayıp söyledi, o zaman Türkiye’deydi kendisi.

Gözaltına alınan ilk hakimler arasında mıydınız?

İlk listede yoktum. 6 ay işime devam ettim. 2016 Aralık’ta bir listede adımı gördüm. Zaten gözaltına alındık. Çağlayan Adliyesinde üç gün gözaltında kaldık. 52 hakim ve savcıya operasyon yapılmıştı. Üç gün sonunda ifade verdik ve mahkeme hepimizi adli kontrolle serbest bıraktı.

Neden gözaltına alınmıştınız, iddia neydi?

Gerekçe ile ilgili hiçbir şey söylenmedi. Hiçbirimizin dosyası savcıda yoktu. İddia sunamadılar. O dönemde hakim ve savcı dosyalarının soruşturmasını Ankara Cumhuriyet Savcılığı yürütüyordu. İstanbul’a da oradaki hakim ve savcıları gözaltına alma talimatı veriyorlardı.

Peki ne zaman ihraç oldunuz?

Gözaltına alınınca açığa alınmıştık zaten. Üç ay sonra 2017’de Şubat’ta ihraç ettiler. Mesleğime geri dönmek istiyordum, çünkü vicdanım rahattı. Serbest kalınca HSYK’ya gittim. Ne oldu, neden diye öğrenmeye çalıştım ama muhatap bulamadık.

Başka bir iş bulabildiniz mi?

Avukatlık yapabilmek için İstanbul Barosu’na başvurdum. Şöyle bir kural var. Bizim meslekten ihracımız herhangi bir disiplin ya da cezai soruşturmaya dayanmıyor. Dolayısıyla hakimlik tecrübemiz olduğu için staj yapmadan direkt avukatlık yapabiliyoruz. Normalde baronun bizi kabul etmesi lazım. Ama İstanbul Barosu başvurumu reddetti. İhraç edildiğim için. İtiraz ettim. Türkiye Barolar Birliği’ne başvurdum. Barolar Birliği beni haklı buldu. Avukatlık ruhsatı verildi ve kısa bir süre İstanbul’da avukatlık yaptım. Tabi bu arada Adalet Bakanlığı boş durmuyor.

Niye ki, artık ihraç edildiniz, hala mı uğraşıyorlar?

Evet, İdare Mahkemesi’ne HSYK’dan ihraç edilen kişiler hakkında verilen ruhsatın iptaline ilişkin davalar açtılar. İdare Mahkemesi durdurma kararı verdi, avukatlık yapmamızı engelledi. Yüzlerce hakim avukatlık yapabilmek için aynı yolu denedi. Ama olmadı.

Böyle olunca siz de Türkiye’den ayrılmaya mı karar verdiniz?

Her ihraç edilen insan gibi ben de değişik işlerde çalıştım, özel dersler verdim, eşim de bir yerde iş buldu, hayatımızı öyle idame ettirmeye başladık. Avukatlığa ihraç olduktan ancak bir yıl sonra başvurabildim. Bu süreçte adliyeden tanıdığım arkadaşlarımın davalarını izlemeye gittim. Çok komik nedenlerle insanların hüküm aldığını, tutuklu kaldığını gördüm. Meslektaşlarımız acımasızca hücrelerde tutuluyorlardı. Sizin dosyanız güçlü olsa da, hakkınızda herhangi bir şey olmasa da bu bir işe yaramıyordu. Her kapımız çalındığında acaba polis mi geldi psikolojisiyle 1,5-2 yıl yaşadık. Acaba izleniyor muyum, hakkımızda hiç olmadık bir iddia çıkar mı korkusuyla yaşıyorduk. İkinci kez geldiklerinde bu kadar şanslı olamayabilirdik. Artık dayanılmaz bir hal alınca ayrılmaya karar verdik. Ekim 2018’de Meriç’ten geçip ayrıldık Türkiye’den.

Aslında Türkiye’de tutunmak için elinizden geleni yapmışsınız.

Evet hayata tutunmaya çalıştık. Gerek profesyonel gerekse de akademik olarak uzun yıllardır hukukçu kimliğimle memleketime hizmet ettim. Türkiye’de elimden geldiğince kendimi yetiştirmeye çalıştım, benim profilimde Türkiye’de hakim, savcı bulmanız zor. Akademik formasyonum, yaşadığımız tecrübe… Ama bunun kıymetinin bilinmemesi, bir zulme tesadüfen muhatap olma riski, onun dışında artık istediğim yaşamı bir daha hiç yaşayamayacağımı bilmek… Ben belki bunlara katlanırdım fakat ailemin katlanmasını istemedim. Akademisyenlikten kopmamak için İstanbul’da birçok özel üniversiteye başvurdum. Hoca olamadım ama öğrenci olayım düşüncesindeydim. Mesela Bilgi Üniversitesinde İnsan Hakları Yüksek Lisans Programına başvurdum. Ama öğrenci olarak bile kabul etmediler.

Onlar niye almadılar, ne sebep gösterdiler?

Yüzüme ya da cevap e-malinde öyle bir şey söylemiyorlar ama ihraç edildiğim için tabi. O üniversitelerde hoca olabilecek, ders verebilecek profildeydim. Bu da benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu.

Başvuruları sadece maille mi yaptınız, yüz yüze görüşme oldu mu?

Öncelikle CV’mi gönderdim, akademide görev almak istediğimi söyledim. Hemen geri dönüşler oldu. Buyrun gelin görüşelim dediler. Sonra ihraç edildiğimi söyleyince bir daha cevap alamadım. İstanbul’daki bütün özel üniversitelere başvurdum. Sonuç değişmedi.

Bilgi Üniversitesinde kiminle görüştünüz?

Bilgi Üniversitesinde yüksek lisans için öğrencilik mülakatımı yapanlar arasında Turgut Tarhanlı vardı. Birkaç ay sonra kendisi gözaltına alındı. Osman Kavala’nın dosyasıyla bağlantısı var diye. Ben şimdi Bilgi Üniversitesi beni kabul etmedi derken onları suçlamıyorum, bunu özellikle vurgulamak isterim. Anlıyorum herkesi, öyle bir korku iklimi oluşturuldu. Turgut Tarhanlı büyük bir hukukçudur. Görüşlerini beğenirsiniz beğenmezsiniz o ayrı, ama Türkiye’nin uluslararası hukuk alanında yetiştirdiği kıymetli insanlardan biridir.

Evli ve iki oğlu bulunan Emrah Tanyıldızı, ABD’de Türk bir hocadan özel ney dersleri de almaya başlamış.

Columbia Üniversitesi’ne kabulünüz nasıl oldu? Ne zaman yaptınız başvuruyu? Hemen mi cevap verdiler?

Kasım 2018’de ABD’ye geldik. ABD’de en iyiler listesindeki top 10-15 üniversiteye başvurdum. Aslında geç kalmıştım başvurular için. Durumu izah ettim, yeni geldiğimi, tekrar hızlı bir şekilde hukuka dönmek istediğimi söyledim, birçoğu kabul etti. Tüm aşamaları geçtikten sonra Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi İnsan Hakları Programına (LL.M.) kabul edildim.

Başka hangi üniversitelerden geri dönüş oldu?

Georgetown, Duke, Northwestern, UCLA, Minnesota, Fordham, Indiana University, UC Gould’dan kabul aldım. Columbia Üniversitesi insan hakları çalışmalarında dünyada bir numara olduğu için tercihim bu üniversiteden yana. Ama maalesef burs başvurularını kaçırdım. Columbia Üniversitesinde iki sömestri okuyacağım. Bunun için 67 bin dolar istiyorlar. Okulla halen görüşme halindeyim. İndirim almak için uğraşıyorum. Normalde toplam maliyeti 97 bin dolar okulun. Ama geri kalan miktarı yarı zamanlı işlerde çalışıp kendim tamamlayacağım.

Ve okuyabilmek için ‘Emrah’ı Columbia’ya gönder’ adlı bir kampanya başlattınız… 

Burada eğitim çok pahalı biliyorsunuz, devlet üniversitelerinin de ücretleri aşağı yukarı aynı. Columbia Üniversitesi insan hakları konusunda dünyada bir numaralı bir okul. O yüzden bu fırsatı kaçırmak istemiyorum. Buradan mezun olanlar Birleşmiş Milletler ve başkaca uluslararası kuruluşlarda rahatlıkla iş bulabiliyorlar. Ayrıca bu benim için sadece bir kariyer planı değil, haksızlığa uğramış bir hukukçu olarak hikayemin de insani boyutunu tüm dünyayla paylaşmak istiyorum. İnsan hakları üzerine yapacağım çalışmalarla elimden gelen katkıyı sunmaya çalışacağım. Columbia bu anlamda sesimi duyurabileceğim çok kritik bir platform olacak benim için.

EMRAH TANYILDIZI’NIN KABUL MEKTUBU 

İnsan hakları hukuku çalışmalarında Dünya’daki en iyi 10 okul listesi:
https://llm-guide.com/lists/top-llm-programs-by-speciality/top-10-llm-programs-for-human-rights-law

Columbia Üniversitesi toplam masrafı gösteren ilgili tablo:
https://www.law.columbia.edu/admissions/graduate-legal-studies/tuition-fees-and-financial-aid

 

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Mahkeme kararıyla evinin kapısına “Terör örgütü üyesidir” yazısı asıldı

Kayseri’de bir akademisyenin evinin kapısına mahkeme kararıyla 1 ay süreyle terör örgütü üyesi olmaktan yargılandığı ve mallarına el konulabileceğine ilişkin yazı asılması kararlaştırıldı.

MUSTAFA KUZEY

BOLD/ÖZEL-15 Temmuz’dan sonra Hizmet Hareketi’ne yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında on binlerce eğitimci tutuklandı. Kayseri’de yürütülen soruşturma kapsamında yargılanan Mehmet Alauddin İslamoğlu’nun resmi adresinin bulunduğu evin kapısına, mahkeme kararıyla “Terör örgütü üyesidir” yazısı asıldı.

Kayseri 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada verilen ara kararda sanık Mehmet Alauddin İslamoğlu’nun, resmi adresinin bulunduğu Altunoluk Mahallesi Muhtarlığı’na “Aslı ilanı” gönderildi.

MAHKEMENİN İLANI BİR AY SÜREYLE ASILI KALACAK

Mahkemenin 17 Mayıs günü gönderdiği ara kararda İslamoğlu’nun son ikametgâhı olan Melikgazi İlçesi Altunoluk Mahallesi’ndeki adresinde bir ay süreyle asıl kalmak suretiyle ilan tutanağının asılmasına karar verildi.

Mahkemenin muhtarlığa gönderdiği yazıda İslamoğlu’nun “Terör örgütüne üye olma” suçundan yargılandığı ifade ediliyor.

30 kişinin sanık olarak yargılandığı Kayseri 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi, gıyabında yargılama yaptığı Mehmet Alauddin İslamoğlu’nun 15 gün içerisinde teslim olmadığı takdirde hakkında CMK’nın 248’inci maddesi gereğince; “Türkiye’de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına amaçla orantılı olarak, el konulabileceği ve gerektiğinde idaresi için kayyum atanabileceği İLANEN TEBLİĞ olunur” şeklinde belirtildi.

Okumaya devam et

Öne çıkanlar