Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Mahmut Tanal: Meclis’e saldırı, Kılıçdaroğlu’na yapılan linç girişimi kumpasının ikinci ayağıdır

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, adını vererek TBMM’ye giren DHKP/C’li şahısların asıl hedefinin kendisi olduğunu ileri sürdü. Olayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan linç girişimi kumpasının ikinci ayağı olduğunu dile getirdi.

Tanal, “Burada asıl hedef Mahmut Tanal’dı. Hedef seçildiğimi düşünüyorum. Fırsat bulamadılar. Makam odamın içerisi çok kalabalık olmasaydı bugün hayatta olmayabilirdim. İkinci Savcı Mehmet Selim Kiraz vakası yaşanabilirdi. Olayın arkasından provokasyonlarla 23 Haziran sürecini sabote etmek isteyenler, seçmene yönelik algı operasyonları başlatanlar çıkacaktır.”” ifadelerini kullandı.

BENDEN UZAKTAKİ KOLTUKTAYDI

TBMM’nde bir grup milletvekili ile basın toplantısı düzenleyen Tanal, “Şahıs benden uzak noktadaki koltuktaydı. Bana yakın koltuklarda avukat arkadaşlar vardı. Şahsın hareketleri tuhafıma gitti. Odama diğer ziyaretçileri, danışmanlarımı almamış olsaydım ve kapıyı kapatmış olsaydım iş bitmişti bence. İkinci şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz vakası yaşanabilirdi. Erkek şahıs, yanında getirdiği kesici ve delici aletle beni rehin alabilir, saldırabilirdi” dedi.

ŞAHISLARI KESİNLİKLE TANIMIYORUM

Tanal, “Söz konusu şahısları kesinlikle ama kesinlikle tanımıyorum. Hayatımda hiç karşılaşmadım. Tanınan bir milletvekiliyim. Gerekli birimlerden talep edilirse en fazla kartvizit basan, en fazla kartvizit dağıtan, en fazla ziyaretçisi olan milletvekiliyim. Yani bana gelen kişinin kimliğini, kimlerle bağlantısı olduğunu, hangi terör örgütüyle bağlantısı olduğunu, benim vatandaşın GBT’sini sorgulamak gibi görevim ve yetkim yoktur” şeklinde konuştu.

POLİS GBT YAPIP BENİ UYARMALIYDI

Tanal şunları söyledi: “Kapıma gelen ziyaretçinin alnında örgüt üyesi yazmıyor. Burada GBT’yle ilgili sorgulamayı yapması gereken, Meclis girişlerindeki yetki tamamen polisin elindedir. Polislerin GBT sorgulaması sonucunda, şahısların terör örgütleriyle bağlantılarını tespit edip beni uyarmaları gerekirken, bunu yapmamışlardır. Kaldı ki burada iki kişinin giriş yaptığı söyleniyor ancak makamıma kadar kesici ve delici aletle girmesine göz yumulan, yetkili makamlarca izin verilen Mulla Zincir isimli erkek şahıstır. Kadın şahıs makamıma gelmedi, kadın şahısla hiç görüşmedim.”

YURT DIŞI YASAĞI SORUNUNU BANA İLETTİ

Tanal, yanına elen Mulla Zincir’in kendisine Fransa’dan geldiğini, önceki yıllarda yurtdışına çıkış yasağı konulduğunu, bu sorunun çözümü konusunda nasıl bir yol izlemesi gerektiğini sorduğunu dile getirdi. “Konuştuğumuz mevzu sadece budur. Bu konu dışında başka bir konu görüşülmedi. Zaten bu görüşme, girişte bekleme dışında, en fazla 5 veya 7,5 buçuk dakika sürdü. Ona sen bir hukukçuya gideceksin, benim yapacağım bir şey yok dedim. Anlatmaya çalıştı. Sırada bekleyen ziyaretçilerimin olduğunu söyledim” dedi.

BENİ REHİN ALMAK İSTEMİŞ OLABİLİR

Tanal, “Aslında şahıs kalkmak istemedi. Yani belki burada fırsat bulamadı. Burada bence asıl hedef bendim. Erkek şahıs fırsat kollayıp beni rehin almak istemiş olabilir. Çünkü odam çok kalabalıktı. O kalabalıkta bu fırsatı bulamamış da olabilir. Odamda avukat sorunlarıyla ilgili gelen 3 tane avukat vardı. Şahıs kalkma faslını ağırdan aldı. ‘Başka görüşmelerim de var’ ikazını tekrarlamak zorunda kaldım. Bu şekilde şahsı gönderdim” ifadelerini kullandı.

BİR ZİYARETÇİ TBMM’YE KESİCİ ALETLE NASIL GİREBİLİYOR

Tanal şunları vurguladı: “Burada güvenlik zafiyeti var aslında. Güvenlik açığının üzerinde kimse durmuyor. TBMM’ye ziyaretçi olarak gelen bir kişi, kesici ve delici aletlerle nasıl içeri girebiliyor? Güvenlik görevlilerinin işi ne peki? Ziyaretçi Kabul Salonu’nda banko sıralarına gelene kadar iki güvenlik kapısı var. İki kapı da X-Ray cihazlarıyla, yüz tanıma sistemleriyle donatılmış. Birinci kontrol noktasından geçiyor, her nasılsa fark edilmiyor. İkinci kapıda da fark edilmiyor, kimse şüphelenmiyor ve makamıma kadar çıkıyor.”

OLAY PARTİMİZE YÖNELİK KUMPASIN İKİNCİ AYAĞIDIR

Tanal, “Kadın şahıs, polislerce içeri alınmıyor, erkek şahıs içeri alınıyor. Mulla Zincir isimli şahsın makamıma giriş-çıkışı toplam 15 dakikadır. Oysa kayıtlarda kapı giriş saati 11:09’dur. Kapı çıkış saati 12.30’dur. Erkek şahıs kalan süre zarfında Meclis’te nereleri dolaştı? Benden sonra kimlerle görüştü? Olayın iç yüzü hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde aydınlatılmalıdır. Dünkü hadise Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çubuk’ta şehit cenazesinde linç girişimine maruz kalmasının, partimize yönelik kumpasın ikinci ayağıdır. İlkinde hedef Kemal Kılıçdaroğlu’ydu, ikincisinde hedef Mahmut Tanal’dı” dedi.

BENİ ÇALIŞMAKTAN VAZGEÇİREMEYECEKLER

Tanal, “Bu yıldırma politikasıdır. Beni çalışmaktan vazgeçiremeyecekler. Bu kirli olay üzerinden kumpas kuruluyor. Burada kim kirli hesap içerisine girmişse amaçlarına ulaşamayacaklardır. 23 Haziran İstanbul seçimlerine doğru yol alırken herkesin azami hassasiyet gösterip sorumlu davranması lazım. Provokasyonlarla bu süreci sabote etmek isteyenler, seçmene yönelik algı operasyonları başlatanlar çıkacaktır.” dedi.

OLAY

Dün saat 14.50 sıralarında Meclis Dikmen Kapısına gelen Mulla Zincir ve Eylem Yücel isimli şahıslar, “Mahmut Tanal’la görüşeceğiz” diyerek içeri girmek istedi. Giriş bölümünde, polislerin arama ve güvenlik sorgulaması sırasında, Meclis personelinden birini rehin almaya çalışan şahıslar, polisler tarafından etkisiz hale getirildi. Müdahale sırasında polis memurlarından biri kesici ve delici aletle yaralandı. Şahısların yanında bir de bomba süsü verilmiş paket ele geçirildi.

AKP’nin İmamoğlu’nu ‘Cemaat’e bağlama kumpası mahkemede deşifre oldu

Politika

AKP’liler bunu hep yapıyor! Yıldırım Köşkten, Gökçek cipten vaz geçmiyor

Siyasetçilere ve bürokratlara görevde oldukları süre boyunca kullanmaları için lojman ve makam aracı tahsis ediliyor. Bunların kullanım süreleri ise makamda oldukları süre ile sınırlı.

Ancak AKP döneminde bürokraside ve siyasette yeni bir alışkanlık yerleşti. AKP’liler görevden ayrıldıktan sonra da makam araçlarını ve lojmanları kullanmayı sürdürüyor.

YILDIRIM VE GÖKÇEK SEFA SÜRMEYE DEVAM EDİYOR

Yeni Başkanlık sisteminin ardından bin odalı saraya yerleşen Tayyip Erdoğan, bugüne kadar Cumhurbaşkanlığı tarafından kullanılan Çankaya Köşkü’nü Başbakanlığa devretti.

Erdoğan’ın ardından son Başbakan olarak bu makama getirilen Binali Yıldırım görevde olduğu süre boyunca Köşk’te ikamet etti. AKP’li Yıldırım Başbakanlığın ardından TBMM Başkanlığı makamına oturdu. Ama bu makamda da Çankaya Köşkü’nü kullanmayı sürdürdü.

Daha sonra AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olan Yıldırım, Çankaya Köşkü’nü bir türlü boşaltmadı. Muhalefetten gelen çağrılara kulak tıkayan AKP’li isim tüm Köşk’ün imkanlarını kullanmakta bir sakınca görmedi.

Şimdi de Melih Gökçek’in kendisine tahsis edilen cipi iade etmemek için ayak sürdüğü öğrenildi.
Açıklamayı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş yaptı.
Yavaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın isteği ile istifa eden eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e üç adet cip tahsil edildiğini, bunlardan ikisinin iade edildiğini ancak zırhlı olan bir aracın Gökçek’te kaldığını açıkladı.

CHP’li Tanal: Sıradan bir milletvekili olan Binali Yıldırım neden hala köşkte

Okumaya devam et

Politika

‘AKP’den memnunum’ diyen genci yanına çağırdı: Gel buraya!

Üsküdar’da 23 Haziran’da yenilenecek olan İstanbul seçimi öncesi AKP’den memnun olduğunu söyleyen gence röportaj sırasında yurttaşlar tepki gösterdi.

Yol Tv’de yayınlanan röportajdaki o anlar kameraya böyle yansıdı.

Okumaya devam et

Politika

CHP, hakaretleri Soylu’ya iade etti

CHP, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun çeşitli zamanlarda CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu için söylediği ve mahkemenin de suç unsuru görmediği sözleri sahibine iade etti. Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Engin Özkoç, Meclis’te yaptığı konuşmada halkı kin ve nefret duygusuyla karşı karşıya getiren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun aslında bir suçlu olduğunu belirterek, “Türkiye’nin itibarını yok eden, itibarını zedeleyen, söylediği sözlerin nereye gittiğini bilmeyen “Süleyman Soysuz” denilen kişi bu sözlerin hepsinin muhatabıdır.” dedi.

 

DİLEKÇEMİZ MAHKEMECE REDDEDİLDİ

Özkoç, Çubuk’ta, şehit cenazesinde CHP Genel Başkanı’nı öldürmek kastıyla yapılan linç girişiminde, öncesinde ve o esnada İçişleri Bakanı tarafından kamuoyunda paylaştığı sözlerle ilgili halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçundan kendisine dava açtıklarını hatırlatarak, “Dava dilekçemiz Cumhuriyet Başsavcılığına verildi, dava dilekçemiz 8/5/2019’da Cumhuriyet Başsavcı Vekili tarafından imzalanarak reddedildi. Reddedilme gerekçesini şimdi hem Türkiye Büyük Millet Meclisine hem de tüm kamuoyuna açıklıyorum: “Valilere Müsteşarın üzerinden talimat gönderdim -İçişleri Bakanı diyor-  Cumhuriyet Halk Partisi il başkanlarını bundan sonra şehit cenazeleri protokolüne kabul etmeyin.” Bu kadar basit. Hangi sıfatla, ne hakla? İnsanları karşı karşıya getiren, alenen tahrik eden bu tavrı… Hangi yasaya dayanarak, hangi kanuna dayanarak, hangi vicdana dayanarak böyle bir emri veriyorsunuz? Bunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum.” dedi.

BU SÖZLER HAKARET SAYILMADI

Soylu’nun Kılıçdaroğlu için “Bir çirkefle karşı karşıyayız. Bir düzenbaz. Boğazına ne takacağız, o görecek. Hangi çıngırakları takacağız? Yaptığı pislikler… Hangi pisliklerin üzerinde oturuyor? Soysuz!” sözlerini kullandığını belirten Özkoç, “Şimdi, bu kelimelerle ilgili hakaret davası açtık. “Hayır, bu hakaret değildir, siyasetin içerisindeki eleştiriye girer.” diye hüküm çıktı. Şimdi, burada bulunan herhangi bir siyasi partinin genel başkanına, başta Cumhurbaşkanına eğer ben “çirkef” dersem, “düzenbaz” dersem, “Onun boğazına ne takacağız?” dersem, “O görecek, çıngırakları takacağız.” dersem, “yaptığı pislikler” dersem, “Hangi pisliklerin üzerinde oturuyor?” dersem, “soysuz” dersem bu hararet değildir. Bu hakaret değildir, bu bir mahkeme kararıdır.” dedi.

 

SÜLEYMAN SOYSUZ DENİLEN KİŞİ

Bu sıfatların tamamına layık olan kişini İçişleri Bakanı Soylu olduğunu aktaran Özkoç, “Halkı kin ve nefret duygusuyla karşı karşıya getiren aslında bir suçludur. Türkiye’nin itibarını yok eden, itibarını zedeleyen, söylediği sözlerin nereye gittiğini bilmeyen “Süleyman Soysuz” denilen kişi bu sözlerin hepsinin muhatabıdır. Kendisiyle hukuk yoluyla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Hangi sıfatları milletimize, genel başkanlara, herhangi bir milletvekiline kullanıyorsa aynı sıfatlara kendisinin layık olduğunu kamuoyundan paylaşmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

DEVLET BİRİLERİNİN BABASININ MALI DEĞİL

Kendilerine hakaret edenlerden asla korkmadık, başlarını öne eğmediklerine söyleyen Özkoç, “Devletin polisini, jandarmasını, kanunlarını, yasalarını arkasına alıp da bu şekilde konuşmak devletini itibarsızlaştırmak demektir ama kendisiyle ilgili itibar konusunda, zaten herhangi bir düşüncemiz yok itibarıyla ilgili. Onun itibarının ne olduğu sözleriyle bağlantılıdır. Bu sözlerin muhatabı da bu sözlerin layığı da kendisidir. Bunu söylemeye devam edeceğiz. Bu devlet ve bu millet, bu Türkiye Cumhuriyeti birilerinin babasının malı değildir, istediği gibi yıpratamazlar. Bunu da herkes öğrenecek.” dedi.

Okumaya devam et

Öne çıkanlar