Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Meclis’te bekleyen anneler: “Evlatlarımızın ölmesini istemiyoruz”

Açlık grevindeki çocukları için Meclis’te HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ile birlikte basın toplantısı yapan anneler, hükümete “Duyun sesimizi, evlatlarımızın ölmesini istemiyoruz” çağrısı yaptı. Meclis’te oturmaya devam edeceklerini açıkladı.

Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle çocukları açlık grevinde olan anneler, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın katılımıyla Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

HÜKÜMETİN ANNELERE YAKLAŞIMI KABUL EDİLEMEZ

MA’nın haberine göre Buldan, “Bir amaç uğruna Ankara’nın yolunu mesken tuttular. Annelerimiz günlerce cezaevi kapısı önünde bir çığlık yükseltmeye çalıştılar, seslerini herkes duysun istediler ancak bu hükümetin annelerimize yaklaşımı, annelerimizi yerlerde sürüklemesi, vicdanlarına hakaret etmesi kabul edilebilir bir durum değildir” dedi.

ANNELERİN ÇAĞRISI DİKKATE ALINMALI

Annelerin açlık grevinde ve ölüm orucunda olan çocuklarının yaşaması için çabaladıklarını belirten Buldan, “Bu çocuklar tecridin kalkması için bedenlerini açlığa yatırdı. Ancak hükümetin bu konuya yaklaşımı, açlık grevinde olan insanlara yaklaşımı hukukun ayaklar altına alındığının göstergesidir. Bu ülkede adalet ve hukukun olmadığını biliyoruz ancak bu ülkede hala vicdanlı insanlar var. Bu vicdanlı insanların bir an önce harekete geçmesi, açlık grevinde olanların bu grevi bitirebilmesi için tecridin kalkması yönünde yaptıkları çağrının dikkate alınması gerektiğini ifade ediyorum” şeklinde konuştu.

BİR AN ÖNCE ADIM ATILMALI

Buldan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Annelerimiz dün burada Genel Kurul’da, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ denilen bir salonda bir çığlık yükselttiler. Bu çığlığı kimse duymadı. Randevu talep ettiler, onların talebini tek kabul eden Meclis Başkanı Mustafa Şentop oldu. Biz annelerimizin talebini kabul ettiği için kendisine teşekkür ediyoruz. Bu duyarlılık Şentop’la sınırlı kalmamalı, bu duyarlılık vicdan sahibi olan herkeste olmalı.”

ANNELER: ÖLÜMLERE SEYİRCİ KALAMAYIZ

Buldan’ın ardından anneler adına Nezahat Teke konuştu. Teke, şunları söyledi: “Meclis Başkanı bizimle görüştü, daha önce de görüştük ama hiçbir sonuç çıkmadı. Adalet Bakanı’ndan 2 aydan fazladır randevu talebinde bulunduk, yeri geldiğinde ‘Cennet annelerin ayaklarının altındadır’ diyorlar. Mademki anneler cennet kokuyor, neden bizi muhatap almıyorsunuz. Çünkü bu davanın sahibi biziz, bu evlatlar bizim evlatlarımız. Ölümlerine seyirci kalamayız. Cennet dedikleri anneler yerlerde sürükleniyor. Ben ömrüm boyunca 7 yaşımdan beri bir tel saçımın dışarıda olmasına asla izin vermezken, eğer bugün annelerin tülbentleri yerlerde sürükleniyorsa bu dünyanın ve insanlığın ayıbıdır. Buna rağmen suçlu aramıyoruz.”

BU ANNELER ORUCU ORUÇLA AÇIYOR

Meclis’te bir umut beklediklerini belirten Teke, “Burada oturmaya devam edeceğiz. İnsanlığa çağrımız var, adalete çağrımız var. Biz de bu ülkenin insanlarıyız, bugün eğer evlatlarımız zor durumdaysa ve tecrit kırılmadan bu durumdan çıkmıyorlarsa tecridin kırılması zor bir şey değildir. Ramazan ayındayız, bu anneler orucu oruçla açıyor. Biz buraya gelmeye çok meraklı değiliz. Olumlu bir yanıt gelmelidir, bu kin neden? Evlatlarımızı değil içimizdeki kini toprağa gömelim. Adalet Bakanlığı’na, Cumhurbaşkanı’na çağrı yapıyoruz: Duyun sesimizi, evlatlarımızın ölmesini istemiyoruz” diye konuştu.

AKP, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin araştırılmasını engelledi

Politika

AKP’liler bunu hep yapıyor! Yıldırım Köşkten, Gökçek cipten vaz geçmiyor

Siyasetçilere ve bürokratlara görevde oldukları süre boyunca kullanmaları için lojman ve makam aracı tahsis ediliyor. Bunların kullanım süreleri ise makamda oldukları süre ile sınırlı.

Ancak AKP döneminde bürokraside ve siyasette yeni bir alışkanlık yerleşti. AKP’liler görevden ayrıldıktan sonra da makam araçlarını ve lojmanları kullanmayı sürdürüyor.

YILDIRIM VE GÖKÇEK SEFA SÜRMEYE DEVAM EDİYOR

Yeni Başkanlık sisteminin ardından bin odalı saraya yerleşen Tayyip Erdoğan, bugüne kadar Cumhurbaşkanlığı tarafından kullanılan Çankaya Köşkü’nü Başbakanlığa devretti.

Erdoğan’ın ardından son Başbakan olarak bu makama getirilen Binali Yıldırım görevde olduğu süre boyunca Köşk’te ikamet etti. AKP’li Yıldırım Başbakanlığın ardından TBMM Başkanlığı makamına oturdu. Ama bu makamda da Çankaya Köşkü’nü kullanmayı sürdürdü.

Daha sonra AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olan Yıldırım, Çankaya Köşkü’nü bir türlü boşaltmadı. Muhalefetten gelen çağrılara kulak tıkayan AKP’li isim tüm Köşk’ün imkanlarını kullanmakta bir sakınca görmedi.

Şimdi de Melih Gökçek’in kendisine tahsis edilen cipi iade etmemek için ayak sürdüğü öğrenildi.
Açıklamayı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş yaptı.
Yavaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın isteği ile istifa eden eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e üç adet cip tahsil edildiğini, bunlardan ikisinin iade edildiğini ancak zırhlı olan bir aracın Gökçek’te kaldığını açıkladı.

CHP’li Tanal: Sıradan bir milletvekili olan Binali Yıldırım neden hala köşkte

Okumaya devam et

Politika

‘AKP’den memnunum’ diyen genci yanına çağırdı: Gel buraya!

Üsküdar’da 23 Haziran’da yenilenecek olan İstanbul seçimi öncesi AKP’den memnun olduğunu söyleyen gence röportaj sırasında yurttaşlar tepki gösterdi.

Yol Tv’de yayınlanan röportajdaki o anlar kameraya böyle yansıdı.

Okumaya devam et

Politika

CHP, hakaretleri Soylu’ya iade etti

CHP, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun çeşitli zamanlarda CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu için söylediği ve mahkemenin de suç unsuru görmediği sözleri sahibine iade etti. Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Engin Özkoç, Meclis’te yaptığı konuşmada halkı kin ve nefret duygusuyla karşı karşıya getiren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun aslında bir suçlu olduğunu belirterek, “Türkiye’nin itibarını yok eden, itibarını zedeleyen, söylediği sözlerin nereye gittiğini bilmeyen “Süleyman Soysuz” denilen kişi bu sözlerin hepsinin muhatabıdır.” dedi.

 

DİLEKÇEMİZ MAHKEMECE REDDEDİLDİ

Özkoç, Çubuk’ta, şehit cenazesinde CHP Genel Başkanı’nı öldürmek kastıyla yapılan linç girişiminde, öncesinde ve o esnada İçişleri Bakanı tarafından kamuoyunda paylaştığı sözlerle ilgili halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçundan kendisine dava açtıklarını hatırlatarak, “Dava dilekçemiz Cumhuriyet Başsavcılığına verildi, dava dilekçemiz 8/5/2019’da Cumhuriyet Başsavcı Vekili tarafından imzalanarak reddedildi. Reddedilme gerekçesini şimdi hem Türkiye Büyük Millet Meclisine hem de tüm kamuoyuna açıklıyorum: “Valilere Müsteşarın üzerinden talimat gönderdim -İçişleri Bakanı diyor-  Cumhuriyet Halk Partisi il başkanlarını bundan sonra şehit cenazeleri protokolüne kabul etmeyin.” Bu kadar basit. Hangi sıfatla, ne hakla? İnsanları karşı karşıya getiren, alenen tahrik eden bu tavrı… Hangi yasaya dayanarak, hangi kanuna dayanarak, hangi vicdana dayanarak böyle bir emri veriyorsunuz? Bunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum.” dedi.

BU SÖZLER HAKARET SAYILMADI

Soylu’nun Kılıçdaroğlu için “Bir çirkefle karşı karşıyayız. Bir düzenbaz. Boğazına ne takacağız, o görecek. Hangi çıngırakları takacağız? Yaptığı pislikler… Hangi pisliklerin üzerinde oturuyor? Soysuz!” sözlerini kullandığını belirten Özkoç, “Şimdi, bu kelimelerle ilgili hakaret davası açtık. “Hayır, bu hakaret değildir, siyasetin içerisindeki eleştiriye girer.” diye hüküm çıktı. Şimdi, burada bulunan herhangi bir siyasi partinin genel başkanına, başta Cumhurbaşkanına eğer ben “çirkef” dersem, “düzenbaz” dersem, “Onun boğazına ne takacağız?” dersem, “O görecek, çıngırakları takacağız.” dersem, “yaptığı pislikler” dersem, “Hangi pisliklerin üzerinde oturuyor?” dersem, “soysuz” dersem bu hararet değildir. Bu hakaret değildir, bu bir mahkeme kararıdır.” dedi.

 

SÜLEYMAN SOYSUZ DENİLEN KİŞİ

Bu sıfatların tamamına layık olan kişini İçişleri Bakanı Soylu olduğunu aktaran Özkoç, “Halkı kin ve nefret duygusuyla karşı karşıya getiren aslında bir suçludur. Türkiye’nin itibarını yok eden, itibarını zedeleyen, söylediği sözlerin nereye gittiğini bilmeyen “Süleyman Soysuz” denilen kişi bu sözlerin hepsinin muhatabıdır. Kendisiyle hukuk yoluyla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Hangi sıfatları milletimize, genel başkanlara, herhangi bir milletvekiline kullanıyorsa aynı sıfatlara kendisinin layık olduğunu kamuoyundan paylaşmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

DEVLET BİRİLERİNİN BABASININ MALI DEĞİL

Kendilerine hakaret edenlerden asla korkmadık, başlarını öne eğmediklerine söyleyen Özkoç, “Devletin polisini, jandarmasını, kanunlarını, yasalarını arkasına alıp da bu şekilde konuşmak devletini itibarsızlaştırmak demektir ama kendisiyle ilgili itibar konusunda, zaten herhangi bir düşüncemiz yok itibarıyla ilgili. Onun itibarının ne olduğu sözleriyle bağlantılıdır. Bu sözlerin muhatabı da bu sözlerin layığı da kendisidir. Bunu söylemeye devam edeceğiz. Bu devlet ve bu millet, bu Türkiye Cumhuriyeti birilerinin babasının malı değildir, istediği gibi yıpratamazlar. Bunu da herkes öğrenecek.” dedi.

Okumaya devam et

Öne çıkanlar